|
KADERCİLİK
Geçenlerde
on altı yaşlarında bir kızın intihara teşebbüs ettiğini bir gazetede
okudum. Acaba yaşamın en parlak umutlarıyla dolu olması gereken bir
genci ölümün eşiğine iten olay neydi? Şu: Kızın bir erkek arkadaşı
varmış, ama kardeşi buna karşı çıkmış. Ne yapsın? çareyi hayatına son
vermekte görmüş. Başını alıp sarp kayalara tırmanmış. Oradan kendisini
atmayı düşünüyormuş. Daha önce de işyerindeki arkadaşlarına telefon
edip, "Hakkınızı helal edin" diye vedalaşmış. İyi ki polisler tam
zamanında yetişip feci şekilde sonuçlanabilecek olayı önlemişler.
Sevgili okuyucumuz, acaba bu genç kızın ölümünü engelleyen neydi?
Birçokları, "Daha zamanı gelmemişti" ya da "Kaderinde böyle yazılıydı"
deyip, tüm dünya olaylarıyla birlikte bu intihar girişimini de kadere,
alınyazısına bağlar sanırım. Okuyucularımızdan gelen mektuplar arasında
bu özel konuyla bağlantılı birçok sorular sorulmaktadır. Bir okuyucumuz
bu konuda bize ilginç bir soru yöneltti. Başkalarını da yakından
ilgilendirdiği için bu soruya şimdi bir açıklık getirmeye çalışacağım.
Okuyucumuz şöyle diyor:
"Allah,
insanın ileride ne yapacağını biliyor. Madem ki o kişinin ileride iyi
mi, yoksa kötü mü davranacağını Tanrı önceden biliyor, kötü davrandı
diye onu neden cezalandırıyor? Tanrı beni şu anda yaşayacağım şekilde
yarattı; benim ne tür hareketlerde bulunacağımı biliyordu. Hatta iyi ya
da kötü biri mi olacağımı da biliyordu. öyleyse, "Sen kötülük yaptın"
diye neden cezalandırıyor? örneğin, bir robotu birine kötülük edecek
şekilde programlarsak, daha sonra robot kötü iş yaptı diye robotu
cezalandırmak doğru mu? Bu biraz mantıksız olmuyor mu?"
Sevgili okuyucularımız, önceden şunu vurgulayalım ki, bu arkadaşımız
birçok vatandaşımız gibi, ruhsal konularda derin düşünen, kafa yoran
birisidir. Ancak şu var ki en derin düşünen kişi, en aydın insan ya da
en akıllı bilim adamı bile eksik bilgi yüzünden yanlış sonuçlara
varabilir. İnsanız, çok kez yanılırız. hele ruhsal konulara gelince
bazen dağarcıkta hiçbir şeyin kalmadığını kabul etme zorundayız. Bu
kader ve alınyazısı konusunda en basit yanılgı insanın bir robot gibi
yaratılmış olduğu inancıdır. Oysa insan bir robot gibi programlanmış
olarak yaratılmadı. Onu yaratmış olan yüce Tanrı, insana özgür bir istek
verdi. Başta sözünü ettiğim genç kızı intihar etmeye iten bir
programlama gücü yoktu. Ne de Tanrı polisleri hemen programlayıp kızı
kurtarmaya gönderdi. Her insan özgür bir isteğe sahiptir ve özgür
isteğini kullanarak kararlar alır. Kız kendi özgür isteğiyle kendi
canını almaya girişti. Tabii ki onu bu çaresiz duruma iten gerçek
olaylar vardı. Polisler ise görevleri icabı, yine özgür isteklerini
kullanarak kızı kurtarmışlardı.
Şimdi, kader konusunda okuyucumuzun sorduğu soruya gereken yanıt gerçek
kaynağa dayanarak verilmezse, kişi haklı olarak Tanrı'nın saçmaladığı,
haksızlık ettiği kanısına varacaktır. Hatta birçokları, bu gibi
konularda kafaları karışınca Tanrı manrı yoktur diye kesip atarlar.
Evet, gerçek kaynağa dayanarak yanıt vermeliyim diyorum, çünkü Tanrı
hakkında en iyi yanıtı veren bu kaynaktır. Yani Tanrı'nın kendi sözü.
Biz de Tanrı'nın Sözü olan Kutsal Kitaba, yani Tevrat, Zebur ve İncil'e
dayanarak bu önemli soruya yanıt arayacağız.
Tevrat'ın ilk sayfasını açtığımız zaman orada yaratılış olayını
görüyoruz. Tanrı tüm evreni, yıldızları, gezegenleri, dünyamızı ve
dünyamızda olan her şeyi yarattıktan sonra, "İyi" dedi, ama yine de bir
eksiklik vardı.
Neydi bu eksiklik? İnsan. Bu kez Tanrı dedi, "Suretimizde,
benzeyişimize göre insan yaratalım; o denizin balıklarına, göklerin
kuşlarına, tüm hayvanlara ve bütün yeryüzüne, her şeye hakim olsun. Ve
Tanrı insanı yarattı. Onu kendi ruhsal benzerliğinde yaratmak için yerin
tozundan insana verdiği kalıbın burnuna yaşam nefesini üfledi; yani
Allah insana kendi nefesinden, kendi varlığından bir parça verdi. Bundan
sonra Allah yaptığı her şeyi gördü "İşte çok iyiydi". Demek ki
Tanrı insanı çok iyi bir şekilde yarattı. Ona kendinden bir parça verdi.
Tanrı insanı o kadar iyi yarattı ki, bu konuda insan hakkında "kendi
benzerliğimizde" diyor Allah. Bunu anlaşılır bir dille açıklarsak şöyle
olur: Allah insanı üstün bir şekilde yarattı ve ona kendi
özniteliklerinden verdi. Allah'ın bir özniteliği özgür İradeye sahip
oluşudur. İnsanı da kendi benzerliğinde özgür bir irade ile yarattı,
robot olarak değil. Tanrı'nın başka bir özniteliği, O'nun iyiyi ve
kötüyü bilmesidir. İnsanı da iyiyi ve kötüyü bilecek şekilde yarattı.
Tanrı'nın başka bir özniteliği, iyi olanı kötü olandan ayırabilmesidir.
İnsanı da böyle yarattı Rab. Tanrı'nın başka özelliği, kusursuz
oluşudur. İnsanı da kusursuz yarattı Tanrı, ama ne yazık ki daha sonra
insan günah işleyince, Tanrı'ya karşı baş kaldırınca o kusursuzluğunu
yitirdi. Allah kutsaldır, insanı da kutsal olarak yarattı. Ve daha bu
benzeyiş öznitelikleri sayabiliriz. Görüyoruz ki, Allah insanı kötü
olsun diye yaratmadı. Onu iyi yarattı, özgür yarattı. Onu robot gibi
yaratmadı, tersine özgür bir isteğe sahip olarak yarattı. İnsan
yaratılışta kendisine atfedilen kusursuzluğunu özgür isteğiyle
koruyacaktı. İnsan kardeşini ve Tanrı'yı yine bilinçli olarak, özgür
isteğiyle sevecekti. Eğer Allah insanı bir robot olarak yaratmış
olsaydı, o zaman insanlar arasında günah diye bir kavram olmazdı.
Bunun yanı sıra sevgi, merhamet,
bağışlama, iyilik, duygu, özgür istek diye bir şey de olmazdı.
Şimdi yanlış
anlaşılmasın. Tanrı insanın ileride günaha düşeceğini biliyordu. Çünkü O
her şeyi bilir, ama O geleceği biliyor diye insanın davranışlarından
sorumlu tutulamaz. İnsan serbesttir, istediğini yapabilir. Tanrı'nın
isteği şudur: İnsan, kendi özgür isteğiyle Tanrı'yı sevsin ve saysın.
Kutsal Kitap diyor ki Allah sevgidir. Yani hiç karşılık beklemeden
sever. Bu sevgi olan Tanrı başka bir şey daha biliyordu. Zamanı gelince
Kendi varlığını insan uğruna vereceğini biliyordu. Allah sevgidir
değerli arkadaşım. Kendisi tümüyle sevgi olduğu için bizi yarattı ve
sevgisini bizlerle paylaşmak istedi. Ancak Rab, sevginin özveri
gerektirdiğini de biliyordu. Bu özveri Onun kendi varlığını bile
vermesini gerektirecekti, ki sonunda böyle oldu. İnsan günaha düştükten
sonra Tanrı yine onu sevmeye, ona merhamet etmeye devam etti. Bu durum
halen devam etmektedir. İnsan günaha düşer düşmez Tanrı ne yaptı? Bir
gün kendi öz varlığını yeryüzüne göndereceğini söyledi. İşte bu vaade
göre, Allah'ın özü ve Sözü olan İsa Mesih, yaklaşık iki bin yıl önce
dünyamıza geldi. İncil'de şu ilginç ayet yazılıdır:
"Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. öyle ki
Ona iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama
kavuşsun"(Yuh 3:16).
Allah, seni ve beni o kadar çok sevdi ki, bizim için varlığını verdi.
öyleyse Tanrı bizi cezalandırmak istiyor dememiz hiç doğru olmaz.
Tanrı'nın sözü şöyle diyor: "Rab diyor, ben kötü adamın ölümünden zevk
duymam, tersine yollarından dönüp de yaşamasından sevinç duyarım" (Hez
18:23). Tanrı biz insanları cezalandırmak değil mükafatlandırmak
istiyor. O bize İsa Mesih'in şahsında sonsuz yaşamı armağan olarak
sunuyor. Sözüme iman et, al bu armağanı ve yaşa diyor.
Allah insanı
kötülük alemi olsun diye önceden programlamadı. Ne de "İşte senin
kaderin şöyle olacak, alnına şu yazıldı" diye bir şey söyledi. Bu
alınyazısının, kadercilik felsefesinin Tanrı katında yeri yoktur. Başka
değişle, Tanrı kimsenin alınına şunu ya da bunu yazmış değildir. Kader
diye bir şey yoktur.
Kadercilik insanı miskinleştirir, onu bağnaz eder, sorumsuz bir duruma
getirir. Tanrı istiyor ki, bize vermiş olduğu özgür isteğimizi
kullanalım. Kendi yeteneklerimizi kullanalım. İyi olanı kötü olandan
ayırt edelim. Bağnazlıktan kurtulup gerçekleri araştırmasını bilelim.
Kaderciliğe dayanan felsefe bu gibi ilerici atılımlara nefes aldırmaz
bile. Tanrı Kutsal Sözünde bu isteğini vurgulayarak şöyle diyor:
Beni ARA, eğer tüm yüreğinle ararsan bulacaksın. Beni ararsan
samimiyetinle, o zaman kendimi size buldurtacağım." Tanrı asla demiyor
ki, "Eğer kaderinde beni bulmak yazılmışsa bulacaksın, yoksa cehenneme
atılacaksın". Hayır Rab diyor ki, "Senin öz yeteneğin olan özgür
isteğini kullan ve beni ara. O zaman bulacaksın". Rab yine şöyle der:
"Beni arayın ve yaşarsınız."
"Allah istiyor ki bütün insanlar kurtulsunlar ve gerçek bilgisine
gelsinler. Çünkü bir Tanrı ve Tanrı ile insanlar arasında bir aracı
vardır. Bu da tüm insanlar için canını veren İsa Mesih'tir"(Amos 5:4; 1
Tims 2:4).
Tanrı seni seviyor, kendisini aramanı istiyor. Eğer bunu yaparsan,
kendini sana açıklayacaktır. O zaman yaşama, yani sonsuz yaşama
kavuşacaksın., Ona güvenerek yola çık ve Onu ara.
Kamil Musa
|
|