Düşmanlarımızı Sevelim mi?
Son
yıllarda bütün dünyanın dikkati Doğu Avrupa ve Sovyetler Birliğindeki olaylar
üzerine çekilmiştir. Buradaki gelişmelerden bazıları elbette ki Türki'yi yakından
ilgilendirmektedir. Özellikle Azerbaycan ve Çeçenistan'da olup bitenler uzun süre
Türk basının başlıca haber konusu oldu. İsrail ile Filistin arasındaki
çatışmalar yakın tarihimizin acı anılarının uzantısı gibi görünüyor.
Bir yandan Türk halkı bir yandan Ermeni halkı; bir yandan Müslümanlar bir yandan
hıristiyanlar her iki yanda da nefret, kin ,öç alma hırsı... Bir çoklarının geniş
çapta bir dünya barışından büyük umutlarla söz ettiği günümüzde, küçük
çaptaki anlaşmazlıkların önlemenin yolu yokmu?
Çeçenistan ' daki çalkıntılar sürerken, dış basının olay yerine gitmesi
yasaklandığı için neler olup bittiğini anlayıp yorumlamak neredeyse olanaksız.
Gayet doğal olarak her iki taraf öbürünü suçlamaktadır. Türk basını Batı' daki
haberleri kısıtlı taraflıkla suçluyor. Tabii, bu arada Türkiye'de çıkan haberlerin
tarafsız olduğunu iddia etmek de çok ğüç. Ne var ki, bu yaz ıdaki amacımız
haberleri değerlendirmek ya da düzeltmek değil kimin haklı olduğu, kimin haksız
olduğu konusunda tartışmaya girmek istemiyoruz. Konuya başka açıdan yaklaşmak
istiyoruz. Bütün dünya ve özellikle b izim orta doğu' da çok yaygın olan bu kan
davalarından kurtulmanın çaresi nedir? İnsanlık açısından geleceğimiz için bir
umut yokmu ? Yoksa birbirimizi sonsuza dek yiyip bitirmeye devam edecek miyiz ?
İsa mesih'in on iki öğrencisine öğrettiği özel dua'da şu sözler yer
almaktatır: "Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sende bizim
suçlarımızı bağışla." Dua' nın arkasından da İsa şu yorumu ekledi:
Başkasının suçlarını bağışlarsanız, göksel babanız da sizin suçlarınızı da
bağışlar. Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamassanız, babanız da sizin
suçlarınızı bağışlamaz''(Matta 6:9-15). İnsanlık tarihi boyunca tümüyle
günahsız bir yaşam süren tek kişi olmamıştır. İsa mesih'in kendisi dışında.
Bizi yaratan ve seven Tanrı ile canlı bir ilişki kurabilmek için Onun bizim
günahlarımızı bağışlamasına ihtiyaç vardır. Oysa Tanrı bizi bağışlama sını
isterken nasıl oluyorda karşımızdaki insanı bağışlamakta, ona karşı kin
beslemekte diretiyoruz? Herhangi birisi bize karşı suç işlemişse bizim görevimiz,
başka hiç bir şart koşmaksızın onu cadan yürekten b ağışlamaktır. Elbetteki
kişinin kendi ruhsal sağlığı için özürdilemesi gerekmektedir. Oysa bana
haksızlık yapan kişinin benden özür dilemesi benim onu bağışlamamın bir ön
koşulu değildir. Karşımdakinden hiç bir ödün beklememeksizin onu gönüllü olarak
bağışlamam şarttır.
Çok mu zor diyorsunuz ? İsa mesih' in diğer bazı sözlerine dikkatinizi çekeyim:
"Düşmanlarınızı sevin ,sizden nefret edenlere iylik yapın, size lanet edenler
için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin. Bir yanağınıza tokat atana
öbür yanağınızıda çevirin. Abanızı alandan mintanınızıda esirgemeyin. Sizden
bir şey dileyen herkeze verin, malınızı alandan onu geri istemeyin. İnsanların size
naşıldavranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın'' ( Luka6:27-31).
Hemen her yıl Amerikan kongresine sunulan ' Ermeni tasarısı ' ülkemizde büyük
yargaralara neden olmaktadır. Batı ülkelerinin bazılarının da kalabalık nüfusuyla
sözünü duyurabilen Ermeni topluluğu, geçmişteki acı olayları sürekli olarak
canlandırılan Türklere karşı besledikleri kin ve nefreti tazelemekte çocuklarına
aşılamakta, konuyu hep canlı tutmaya çalışmaktadır. Nevar ki, içlerindeki bu
acılık kökünü beslemekle her şeyden önce kendilerine zarar verdiklerini
anlamıyorlar. Kin insanı içten kemerir, bir kanser gibi yer ve yıkama götürür.
Nefret, her şeyi yenileyecek güçte olan Tanrı'nın sınırsız sevgisinin doğmasını
önler.
Ne yazık ki, Türk tarafında da aynı tutumu gözlemekteyiz. Ermeni tasarısından
söz edilir edilmez hemen karşı saldırıya geçiyoruz. ''Hiç kimse bizi sevmiyor ''
?arkısını tutturup bütün dünyayı taraf tutmakla suçluyoruz. Ardından da esas
suçu karşı tarafa yüklemeye çalışıyoruz. Kavga eden küçük çocuklar gibi. ''Ben
yapmadım, o yaptı'' iddiaları arkasına saklanmaya çalışıyoruz.
Ne varki, çok önemli bir ilkeyi unutmuş oluyoruz. İnsan karşısındakine, bana
nasıl bir kötülük yapmış olursa olsun, benim ona kötülükle karşılık vermeye
hakkım yoktur. Onun, yaptığı benim yaptığımdan daha ağır daha kötü olabilir.
Ama bu durum beni haklı çıkartmaz. Ben yine kendi davranışlarımdan sorumluyum
Küçük olsun büyük olsun , benim günahım yine günahdır.
Ve günahım varsa, karşımdakinden özür dilemem gerekir. Onun kabahati benimkinden
büyük olsa bile, özür dileme sorurumluluğu bendedir. İlk adımı benim atmam gerek.
(Konu açılmışken, Bilesik Amerika 'nın üzerine birkaç söz belki yerinde olabilir.
Amerikan hükümetinde temel insan haklarıyla gerçekten ilgilenen kişiler varsa da bu
konulara bazen siyasal çıkarlar karışmıyor değildir.
Bir parlak zihnin önerdiği gibi, washington'da dikilecek bir Ermeni anıtına
karşılık, Ankara'da da amerika'daki yerlilerle siyahların da bir anıt
dikilebileceğidir. Amerika'nın da taş atmaya hakkı yoktur. Önce kendi durumunu
düzeltsin, dünyaya öylece yol göstersin.)Bütün bunların ışığında Azerilerle
Ermeniler arasındaki kavgayı nasıl yorumlamamız gerek. Her iki toplumu içten kemiren
nefretin üstesinden nasıl geline bilir? Tıpkı İsa mesih in söylediği gibi;
birbirimizi yürekten bağışlamasını öğrenmeliyiz. Azeri'ye göre Ermeniler
suçlumudur? öyleyse, onları candan bağışlasın. Kendi suçu varmıdır? Varsa özür
dilesin. Ermeni 'ye göre kabahat azeriler'de mi ? Oda düşmanlarının suçunu, hiç bir
şart koşmaksızın, gerçek anlamıyla bağışlasın. Ve de her hangi bir noktada kendi
suçu varsa, alçak gönülülükle özür dilesin.Bu yazdıklarımızın boş bir
idealizim uygulaması, imkansız bir felsefe olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Bir
bakıma haklısınız. İnsanın kendi çabasıyla bu ilkeyi tam anlamıyla uygulaması
gerçekten imkansızdır. Oysa bize eksiksiz kusursuz bir örnek bırakılmıştır.Yaşam
boyunca hiç bir günah işlemediği halde, idama mahkum edilen İsa Mesih'in çarmıhtaki
sözlerine kulak verelim:'' Baba, onlarıbağışla.Çünkü ne yaptıklarını
bilmiyorlar'' (luka 23:34) İsa kendisine haksızlığın en kötüsünü yapan
insanlara kin beslemektense onları yürekten bağışladı halen de bağışlıyor. İki
insan, iki toplum, iki ulus, iki devlet arasındaki kin ve nefreti gidermenin tek yolu
budur. İsa Mesih'in yolu budur.
Hilmi Konukseven
|
|