|
Bozuk Saat
Adamın
birinin evinde büyük bir duvar saati vardı. Bu saat uzun yıllar hizmet
etmiş eski ve oldukça ağır, taşınması güç bir saat ti. Epey zamandan
beri bozuk olduğundan kullanılmıyordu. Duvar saatinin sahibi biraz
anormal kişiliğe sahip biriydi. Bundan başka da saati yoktu. Çoğu
zaman vakti bilemiyordu. Günlerden bir gün bu saati tamir ettirmeye
karar verdi. Artık canına tak etmişti...
Adam
düşündü ki bu kocaman ağır saati saatçiye götürmeye hiç gerek yok.
Saate baktı baktı, bunda bozuk olan şeylerin akrep ve yelkovan olduğunu
gördü. Çünkü onlar çalışmıyorlar oldukları yerde duruyorlardı.
Akrep ve yelkovan çalışmadığı için de vakti bilemiyordu. En iyisi
bu dönmeyen akrep ve yelkovanları söküp saatçiye götürmeli. Ya bu
yelkovanlar tamir edilmeli, yada yenisi ile değiştirilmeli. Hem
de kocaman ağır saati taşıma külfetinden de kurtulmuş olacağım!
Adam
bu parlak düşünceyle kalkıp akrep ve yelkovanı yuvasından çıkararak
saatçinin yolunu tuttu. Sonra saatçiye gelerek şöyle dedi:
"Usta, bunlar evdeki saatimin parçalarıdır. Bunlar dönmüyor
ve zamanı göstermiyor. Bunlar bozuk. Bunları ya tamir et, ya da yenisini
ver." Saatçi şöyle cevap verdi: "Beyim siz şaşırmışsınız,
bu saçmalık! Saat böyle tamir edilmez. Bu yelkovanlar tamir edilmez.
Bana tüm saati getirmelisiniz." Müşteride şöyle cevap veriyordu:
"Senin amacını anlıyorum. Sen benden pazla para çekmek için saate
fazla iş çıkarmaya çalışıyorsun. Sen bu yelkovanları tamir et de
gideyim..."
Böylece
müşteri ile saatçı arasında bir münakaşa oluştu. Sonunda müşteri
öfkelenerek: "Senin gibi saatçiyle işim yok" diyerek çekip
gitti. Saatçi ise adamın arkasından bakarken "ne acayip ve saçma
bir müşteri, daha şimdiye kadar böylesini görmemiştim..." diye
içinden mırıldanıyordu.
BİREYSEL BOZUK
SAATLER
Sayın
ve sevgili okuyucum! Maddi alanda böyle acaip ve saçma insanlar pek
az çıkarlar. Ama ruhsal anlamda böyle saçma ve acaip insanların pek
çok olduklarını biliyor muydunuz? Günahlı insan (bendeniz dahil)
o bozuk saate benzer. Saatçiyle simgelenen O yüce varlık da günahlı
insanın dostu ve kurtarıcısı olan Rab İsa Mesih'tir. O müşterinin
yaptığı gibi bir çok insanlar da yaşamlarındaki bozukluğu anlıyorlar.
Ama ne yazık ki bu bozuk yaşamdan kurtulmak için sadece bir ya iki günahlarını
görebiliyorlar. Sonra İsa Mesih'e gelerek: "Ya Rab, benden yalan
söylemeyi al" veya "Ya rab benden öfkeyi al, benden kıskançlığı
al..." gibi ancak bir ya birkaç günahlarının düzeltimesini istiyorlar.
Oysa
İsa Mesih tüm insanı istiyor. İnsan yaşamının ve arzularının merkezi
olan "YÜREĞİNİ" istiyor. İsa Mesih, insandaki bir ya iki bozukluğu
değil, tüm insanı düzeltmek istiyor. Arzu ve iradenin merkezleri
olan yürek ve beynini düzelterek, daha doğrusu yeniliyerek, günahlı
insana tümüyle yeni ve pak bir yaşam vermek istiyor. Kutsal kitapta
bu konuda Tanrı'nın ne dediğine dikkat edelim:
"Oğlum
YÜREĞİNİ bana ver ve gözlerin yollarımdan zevk alsın."
Süleymen"ın Meselleri 23:26
Böylece
insan kendini tamamen bu usta saatçiye, yani Rab İsa Mesih'e teslim
etmezse, ancak kendisinden bir ya iki bozukluğun düzeltilmesini
isterse, başlangıçta gördüğümüz o komik, saçma ve acaip manzara
karşımıza çıkacaktır. İsa Mesih böyle kişilerle hiç bir şey yapmıyacaktır.
O şöyle diyecektir: "Bana ya tüm kişiliğini teslim et, ya da seninle
Benim hiç bir ilgim olmaz."
TOPLUMSAL BOZUK
SAATLAR
Bireylerin
toplumu oluşturduğunu hepimiz iyi biliyoruz. Bireyler bozuk olursa,
toplum haliyle bozuk olur. Gerek bireysel olarak gerek toplumsal olarak
şu sözcüklerin ne anlam ifade ettiğini ve ne kadar güzel ve değerli
olduğunu biliyoruz. SEVGİ, BARIŞ, ESENLİK, KARDEŞLİK, BİRLİK, BERABERLİK,
EŞİTLİK, HOŞGÖRÜ, ADALET, ÖZGÜRLÜK, SOSYAL DAYANIŞMA... v.b.
Ama
bireydeki bozukluklar onarılmadığından, toplumdaki bozukluklar
da onarılamıyor. Bugün maalesef Hıristiyanlık dünyası dahil, tüm
dünyada bireysel ve toplumsal saatler bulunuyor. Aslında dünya saati
bozuk! Bu bozuk saat ise üzerinden alınan bir kaç parça ile onarılmaya
çalışılıyor. Oysa dünyamızda her şey "eski hamam eski
tas!" Büyük balıklar küçük balıkları yutuyor. Güçlü ülkeler küçük
ülkeleri sömürüyor. Terör ve anarşi tüm dünyada tırmanıyor. Irkçılık
yeniden hortluyor. İşçi memur esnaf hak arama yürüyüşlerine çıkıyor.
Zengin, daha çok zengin, fakir daha çok yoksul oluyor. Bir yabda milyarlara
varan servetlerle kutlamalar yapılırken, öbür yandan yiyecek ekmeğini
bile bulamayan, ancak intiharla kurtuluş çaresi arayan insanlar
bulunuyor. Velhasıl belli ki dünyanın dengesi bozuk.
Bu
bozuk saati kim düzeltecek? Nasıl düzelecek? Hiç kimseyi suçlamadan
ve hiç kimseyi yargılamadan işe bireysel olarak kendimizden başlamalıyız.
"Damlaya damlaya göl olur" diyen atasözünü dinleyerek, önce
işe "BENDEN" kendimden başlamalıyız. Bireyler değiştikçe
toplum da değişecektir. Ancak be kendi egomu olduğu gibi İsa Mesih'e
götürmeliyim. Şunu iyice bilerek ki, İsa Mesih bir din kurucusu değil,
yaşam değiştiricisidir. birkaç günahlar ile uğraşan, yama yapan
bir tamirci değil, yürek ve beyin değiştiren ruhsal bir operatördür.
Kendimde
var olan birkaç günahlı bozukluklarımın giderilmesi değil, egomda
var olan tüm bencil ve cahil tutkularımdan kurtarılmayı, kökünden
değişime uğramayı istemeliyim. Bu operasyonu bende yapacak olan
şey din veya dinsel kurallar değildir. Onlar ancak eski giysi üzerinde
yeni yamalar gibi tamiratlar yapabilir. Oysa eski giysinin tümüyle
çöpe atılması gerekir.
Sevginin
doruğu ve bencilliğin en ölü noktası olan haçlanma olayına bakmalıyım.
Bu harika olayı yaşıyan İsa Mesih'e gitmeliyim. Hiç bir din adamı,
hiç bir aracı, hiçbir dinsel kural olmadan sadece ve sadece İsa Mesih'e
gitmeliyim. O benim bozuk saatimi en iyi biçimde onarabilir. Hem
kendime, hem aileme, hem komşularıma ve hem de topluma işe yarayan
yaralı durumu getirebilir. Kendisi gibi beni de örnek biri edebilir.
Misak Günay
Araştırmacı Yazar
|