|
DARGINLIK
Korkunç
bir trafik kazasında yaklaşık yirmi kişi canını yitirir. Gazeteler bu tüyler
ürpertici olayı bildirirken, yanarak ölen zavallı bir yolcunun üzerinde
dururlar. Bu üzücü haberi okuyan bir adam vurulmuşa döner. Çünkü ölenle
kavgalı! Aralarında derin bir ayrılık bırakan bir çatışma olmuş ve bu,
dargınlıkla sonuçlanmış.
Haberi
gazetede okuyan kişi bir anda o çirkin düşmanlığı unutur. Yüreğine hançer
saplanmış gibi ağlar: "Ne yazık! Onu bir daha hiç görmeyeceğım. Şu anda
hayatta olsaydı, koşup boynuna sarılır, o gereksiz sürtüşmeyi tümden unutarak
yepyeni bir dostluk kurmaya hazır olduğumu bildirirdim!" Bu olayın
ardından sağa sola öğüt vermeye başlar: "Kendisiyle barışmak fırsatını
bulamadan, düşman kesildiğim kişi canını yitirdi. Tatsız olayda benim de suçlu
olduğumu düşünerek, onunla barışamadığıma çok üzgünüm. Sizi öğütlerim; hiç
kimseyle dargınlığı sürdürmeyin. İlk fırsatta barışma yolunu bulun. Kara kediyi
kovun, düşmanlık kurtlarının başını ezin!"
Sevgili
okuyucum, bu acıklı olay sana neyi anımsatır? Kaç kez, "Onunla aramız
açık. Aramızda karlı dağlar bulunuyor. Külahları değiştirdik!" Ve bu
türden tatsız kullanımlar senin de ağzından çıktı. Ama dargınlığın , küskünlü
ğün oluşturduğu ruh ve can zararını hiç düşündün mü? Her iki tarafta da bıraktığı
derin yaralar akla getirilir mi?
Ruhbilimciliğin belirttiğine göre, insanın
insana karşı taşıdığı kin, hınç, düşmanlık duyguları tüm yaşamı sarsan,
varlıktan esenliği çalan ortamdır. İnsan kardeşle sürtüşüp, ya da çatışıp
birbirine küsmek, birbirine söz söylemez duruma düşmek güç iş değil. Ama bu
düzensizliğin açtığı derin yaraları gözardı etmeyelim! En üstün ruhbilimci
Mesih İsa her zaman, her yerde, her kuşakta sevginin insan yaşamında gerekli
olduğunu vurgularken şöyle dedi: "Göze göz, dişe diş dendiğini duydunuz.
Ama sizlere belirtirim; kötüye karşı direnmeyin. Tam tersine, sağ yanağına
vuran kim ise, ona öbür yanağını da çevir... Düşmanlarınızı sevin ve sizlere
baskı uygulayanlar için dua edin. Böylece, göklerde bulunan Babanızın
çocukları olasınız (Matta 5,3839) İsa
bunu neden buyurdu? Çünkü düşmanlığın, dargınlığın, küskünlüğün insan ruhunda
oluşturduğu zararı ve yıkımı herkesten iyi bilendir. Sağlıklı yaşamı, sağlıklı
insan ilişkilerini özleyen kişi kurtarıcı Mesih'e gelsin. Bunları yalnız O sağlar.
Sürtüşmenin, sonra da bunu izleyen çatışmanın yarattığı ilk tepki öbürünü
çekememek, ona karşı dedikoduya girişmek, belirli durumlarda da onun yıkımını
özlemektir. Bu çirkin duyguların varlıkta oluşturduğu sarsıntıyı kim inkar
edebilir? Sağlıksız duygular yalnız küskün kişide değil, tüm çevresinde de
bunalım yaratır. İçte üreyen düşmanlık zehiri canı en karanlık labirente
sürükleyebilir. O korkunç inat, öfke, yerme istimini hiç bir güç durduramaz.
Sürekli şekilde biriken bu istem en sonunda kazanı patlatır, büyük zararlar
getirir. Şu bunalımlı dönemde insan kardeşe çeşitli işkenceler yapıldığı gazetelerde,
televizyonda sergilenmektedir. Irkçılığın çirkinliği, savaşta eşini yitiren,
evinden yurdundan edilen bir Yugoslavyalı annenin gözyaşlarında görülmektedir.
Esir kamplarında yapılan işkencenin izleri acıyı tatmış, bir deri kemiğe
dönüşmüş esirlerin bedenlerinde.
Çatışmanın,
diş bilemenin, küskünlüğün oluşturduğu işkenceler zinciri beden işkencesini
bile bastırabilir.
Milletler
arasındaki çatışmaları bir yana bırakıp bireylere dönelim. Çoğu kez küskünlüğün
kökeni önemsiz sayılabilecek bir anlaşmazlıktır. Fındık kabuğunu doldurmayacak
bir olay uç sınıra sürük-lenip sarsıcı sonuçlar getiriyor. Bu durumda sağduyu,
affetme, önlem alma türünden girişimlere yer bırakılmaz. Çok kez göz yumuluyor.
Nasıl ki bir çocuk, onu korkutan bir görünümle karşılaşınca ana babasına dönüp,
"Buna bakamam; geçince bana söyle!" diye gözle-rini kapar, dünyadaki
kötülükler konusunda birçok kişinin tepkisi bunu anımsatmıyor mu? Yapılan bir
kötülük er geç kötü ürününü verecektir. İçi bozuk insanın çekemediği, beğenmediği
kişiyle fırsatını bulup atışması, arayı açması, dağ yamacında kademe kademe
yükselen kar yığınlarını gözardı etmesine benzer. Bir gün çığ kopacaktır, ama
geleceği kim düşünür. Son zamanlarda dünyamızda patlak veren olaylar bu günün
sorunları mıdır dersiniz? Hayır! Yüzyıllar boyunca insanın insan kardeşine
karşı uyguladığı gaddarlık yığınlarının yamaçtan kopmasıdır.
Kötülükle
taşan yeryüzü, kişi ilişkilerinde olsun, toplum ilişkilerinde olsun dağ
yamacına sürekli düşen kar gibi yığılıp kopma dönemine gelmiştir. Bununn
oluşturduğu yıkıcı sonuçlar her an önümüzde. Küskünlük, dargınlık şimdiye dek
hiç bir bunalıma çözüm sağlayamadı. Tersine, durumu daha da berbatlaştırmıştır.
Öz niteliği dağıtıcılık olan hiç bir eylemden toplayıcı sonuç beklenemez
sevgili okuyucum. Tanrı insanı böyle çirkin bir ortam için yarat-madı.
Kutsal Söz diyor ki "Tanrı Sevgidir". O'nun insanlığa gönderdiği
kurtarıcı Mesih şunu söyledi: "Sizlere yeni bir buyruk bildiriyorum:
Birbirinizi sevin. Tıpkı benim sizleri sevdiğim gibi siz de birbirinizi
sevin" (Yuhanna 13:34). Ne
yazık! Bu parlak tanrısal ilkeye karşın, günahlı insanın insan kardeşini
sevebilmek yeteneği tümden kısıtlıdır. Tersine, ona karşı düşman kesilmek eğilimi
daima ağır basmakta. İnsanın doğal tutumu, düşmana düşmanca davranmak, onun
yıkımını aramak, gereğinde buna katkıda bulunmak doğrultusundadır. Bu ortamda
hem kişisel hem de toplumsal alanda kötü insan ilişkilerinin sürüp gitmesine
hiç de şaşılmasın! Yaradan'ın çizmiş olduğu sağlıklı yön-den yüz seksen derece
gerisin geriye dönmüş durumdayız. Bu tutum kişiyi de toplumu da sürekli olarak
sarsacaktır.
Devekuşu sıcak
ülkelerde yaşar. Kuşların en irisi ol-makla birlikte buna kuş demek pek doğru
olmaz. Çünkü uçamaz; sadece koşabilir. Hem de nasıl! Saatte kırk kilo-metre
bir hızla. Yumurta doğurmasına rağmen kuluçkaya oturmaz. Doğurduğu yumurtaları
kuma gömer, ya kader! deyip başını alarak gider. Tüyleri çok değerli olduğundan
avcılar onun peşini bırakmazlar. Bu kocaman hayvanın aklı çok kıttır. Avcıyı
gördü mü hemen başını kuma gömer. Sonra da "ya kader!" der. Onun kısa
zamanda diri diri yakalanması işten değildir. İnsanlar da çok kez deve kuşu
gibi davranırlar, değil mi? Yaşam sorunlarına gerçekçilik açısından
yaklaşamayan, sorumlulukla karşılaşınca başını kuma gömen insanın tutumunu
devekuşuna benzetmemek güçtür. Dargınlığın, küskünlüğün sağlıksız sonuçlar getireceğini
bilirken bozuk ilişkileri sürdürmek, devekuşu gibi iş görmek değil mi?
Kutsal
Kitap'ta şu öğüt verilmektedir: "Bütün insanlarla barışı arayın; bunun
yanı sıra da kutsallığa erişin. Bu olmaksızın hiç kimse RABBİ görmeyecek"
(İbr 12:14). İnsan kardeşle sağlıklı ilişkinin, sağlıklı bir yaşam ortamına
belirgin katkısı vardır. Başkalara karşı içinde acı duygular, içerleme ya da
küskünlük taşıyanın sonucu acı bir insan olmaktır. Belki de böyle bir kişi
başkasına selam vermemekle ondan öç aldığını düşünebilir, ama bunun sonucunda
tüm o kişinin tüm varlığı zehir zemberek olacaktır. Küskünlük, dargınlık
ortamında, sağlıksız ilişkinin cezasını Öç beslenenden çok öç besleyendir
taşır. O kişinin sağlığa kavuşturulmaya ihtiyacı olduğu kesindir. Bu sağlığı
verebilecek olan, içinden sevgi kaynaklanan kurtarıcı İsa Mesih'tir.
Sevgili
okuyucum, biliyoruz ki herkesle en sıcak ilişki kurulamaz. Kişi herkese
karşı aynı yakınlığı duyamaz. Günahlı insanla özgü bir sürü düzensizliklerden biridir bu. Ne var ki, Tan-rı'ın
kesin buyruğu ve isteği insa-nın insan kardeşiyle sevgi ve barış ortamında
yaşamasıdır. Bu yapılmazsa yaşamın düzeni sar-sıntıdadır. İki kişi arasında
ortaya çıkan ve çev-reyi allak bullak eden bir sürtüşme ya da çatışma Tanrı'ı
acındırır. Bunun açtığı derin yaralar dağıtıcılığı ve bölücülüğü körükler,
sonunda tüm kurulu düzeni bile etkiler. Dağıtıcılık yıkıcılık yaratır.
Yıkıcılığın
tersi kuruculuktur. Köprülerin kuruluşundan örnek alalım. Herhangi bir yerde
köprü kurulurken her iki yakadan işe başlanılır. Mühendislik kuralları bunu
bildirir. Geçinemeyen insanlar arasında da sevgi köprüsü bu şekilde
kurulabilir. Sevginin kaynağı olan Mesih, günahtan arıttığı kişiyi göksel sev-giyle
donatır. Bu insanın sağlam sevgi köprü-sünü kurmaya başlaması çok kolaydır.
Karşıda-kinin ona sevgiyle yaklaştığını gören biri, kuşkusuz kendi payına
düşen kuruculuk işini yapmaya heveslendirilir. En sağlam insan ilişki-sinin
başlaması bu yoldadır.
İnsan
kardeşiyle küskün olan kendini haklı, öbürünü haksız görmeye eğilimlidir. Ama
kendindeki suç payını tanıyarak bunu düzeltmek amacıyla harekete geçen kişi
sonunda kazançlı çıkacaktır. Sevgi ışıklarını yakarak aydınlığın gönencine
gelmek kişinin elindedir.
Bilmiyorum,
senin toplumsal ilişkilerinin bu şekilde düzeltilmeye ihtiyacı var mı? Varsa
karşındakini bekleme. Sen kendin önayak ol ve barışma yolunu ara. Hiç
unutulmaması gereken bir gerçeği vurgulamak isterim: Dargın olduğun insanla barışmadan
önce, aranız açık olan Tan-rı'ınla barışman gerekir. İşlediğin her günah,
Tanrı'nla sağlıklı ilişkiyi sarsan bir balyoz darbesidir. Tanrı'ınla sağlıklı
ilişkiye nasıl kavuşacaksın? Kurtaran, iyi eden Mesih'e iman et, Ona güven!
Çözüm O'nun elindedir.
Kâmil MUSA
|