|
YARDIM İÇİN DOKTOR OLDU
Kuzey Tayland'a gitmeye
karar verdiğimde bir çok arkadaşım bu bölgede bulunan dağlarda savaşların
halen devam ettiğini söyleyince aldırış etmemiştim. Çoban ve teknisyen
olan rehberimizle birlikte dağlara doğru ilerlerken arada sırada
da olsa duyduğum silah sesleri beni heyacanlandırmıştı. Yolumuzun
üzerindeki sık ormanlık beni oldukça saşırtıyordu. Balta girmemiş
bu ormanda ilerlerken her türlü saldırılara mahruz kalacağımı düşünerek
sürekli dua ediyordum.
Tozlu
yolları ve çürük tahta köprüleri izleyerek iki bin metre yükseklikteki
dağlara gidiyoruz. Sürücümüz ve ben çok terliyorduk. Ban Pha köyüne
ilerlemekten bunaldığımız bir sırada karşımıza çıkan ilk bambu kulubesine
giriyoruz. Kulubenin önünde bir domuz ailesi, bir kaç inek ve durmadan
öten bir horoz bulunuyordu. Gelişimizden önceden haberi olan Alman
arkadaşımYuhanna Weider beni karşıladı. Kendisini önceden tanıdığım
için uzun bir şekilde kucaklaştık.
Sohbetimiz
sürerken bir anne kucağında bir çocukla yardım etmemizi isteyince
şaşırmıştım. Kendi kendime Yuhanna acaba beni doktor olarakmı tanıttı
sorusunu düşünürken, arkadaşım ayağa kalkıp yanında bulunun çantasından
muhayene aletini çıkarıp çocuğu kontrol etmeye başlayınca daha
çok şaşırmaya başlamıştım. Çünkü, ben Yuhanna'yı yakından tanıdığım
kadarıyla kendisi bir ekonomist'ti.
Almanyanın
Hessen şehrinden gelen Yuhanna bu şaşkınlığımı farketmiş olacak
ki, muhayenesi bittikten hemen sonra doktorluk olayını anlatmaya
başladı. "Marburg şehrinde Teoloji okuduktan sonra Tayland'a
yerleştim. Amacım İncil hakkında bu insanları bilgilendirmekti.
Fakat çok geçmeden bir seyler yapmam gerektiğini farkettim. Çünkü
buradaki insanlar çok hasta ve yaralarla doluydu. Böyle insanlara
iyi haber duyurmak için eylem olmadan imkansız olacağını düşünerek
onlararın dertlerine nasıl derman olacağım konusunda uzun uzun düşündüm.
Sonunda Doktorluk bilgilerini öğrenmeye karar verdim. Cihang Mai
şehrindeki cüzzam hastahanesine gidip bana bu konuda yardımcı olmalarını
istedim. Burada bana gönüllü çalısacağım için oldukça ilgi gösterip,
en önemli tedavi yöntemlerini ilaçlar hakkında detaylı bilgi verildikten
sonra buradaki insanlara hizmet etmeye başladım vitamin ilaçlarında
eksiklik İlk zamanlar büyük
sıkıntılarla karşılaştım. Çünkü, bölgedeki insanları bulaşıcı
hastalıklardan koruyacak hiç bir tıbbi malzeme yoktu. Çok geçmeden
yavaş yavaş bu ilaçları temin ederken aynı zamanda hastalıkları da
teşhis etmeyi öğreniyordum. Örneğin bu bölgede en fazla Bronşit ve
zature hastalığı yaygın olduğundan Antibiyotik türü ilaçlara büyük
gereksinim var. Karşılaştığım diğer bir problemde hastalarımın yaşını
tespit etmek. Çünkü, büyük bir kısmı afyon türü uyuşturucu kullandığından
yaşından çok daha yaşlı gösteriyor. Buna çözüm olarak her hastamın
fotoğrafını çekip arşivliyorum. Hasta gelince önce elimdeki fotoğrafları
inceliyor ve ona göre bir tedavi yöntemi uyguluyorum.
Biz
sohbet ederken bir hasta yanımıza geliyor ve midesinin ağrıdığını
anlatıyordu. Kendisine yaşı sorulduğunda 28 deyince hep birlikte
gülüyoruz. Oysa kendisi 10 yaş daha yaşlı gösteriyordu. Doktora
artık afyon kullanmıyorum deyince, gerçek yaşının 28 olabileceğini
düşünüyoruz. Bu bölgede afyon kullanmayan yok gibi. Sonunda Doktorumuz
kendisine birkaç kutu ilaç tutuşturarak sembolik olarak ücret ödemesini
istedi. Ödediği ücret 10 bant yani 40.000 TL. Oysa aynı tedaviyi hastahanede
görmüş olsaydı 500.000 TL ödemek zorunda kalacaktı.
Tayland'lı bir polis bu konuda:
"Afyon sayesinde Tayland da zenginler çoğaldı. Fakat, son yıllarda
Amerikanın isteğiyle afyon tarlaları yakılınca bir çok zengin bu
durumu protesto etti. Bence bu ülkenin geleceği için yerinde bir karar.
En azından hakımız uyuşturucu batağından kurtarılmak için güzel
bir adım olduğunu düşünüyorum"dedi.
Tembel, aptal ve pis
Son zamanlarda bazı
bölgelerde bazı değişikler olmasına rağmen, göçmenlere hala üçüncü
sınıf muhamelesi yapılıyor. Yani her biri böcek gibi görüldüğünü
hissettiği için bu bölgedeki halk genelde içine kapanık bir hayat
sürmektedir. Tayland kralı son yıllarda bu insanlara önem vermeye
başladığını göstermek için dağlarda bulunan bu insanlar için sağlık
evleri ve okullar yaptırmaya başladığını belirten Yuhanna
"Halk yinede bazı şeylerden hoşnut değil. Örneğin, elektrik kabloları
her yere döşenmesine rağmen halk evine bağlamak için halen para ödemekten
kaçıyor" dedi. Bir yandan sohbet ederken bir yanda da hastaları
tedavi etmeyi sürdüren Müjdeci doktor Yuhanna bu süre zarfında 9
hastaya bakmıştı. Derken konu su sorunlarına geldi. Dr Yuhanna bu
konuda " Karşımızda su durmadan akıyor ve boşuna toprağa gidiyor.
İnsan lar bir boruyla bu suyu kullanmak istiyor fakat depo yapacak
paraları olmadığı için gördüğünüz gibi boş yere akıyor" dedi.
Dikiş makineler kilise Chiang Mai'de Almanca öğretmenliği
yapan Christine Diefenbacher bana bir atölye göstermek istediğini
belirterek beni kilisenin içine götürdü. Gözlerime inanamıyordum
kilisenin içinde 10 adet dikiş makinesi bulunuyordu. Bu kilise
hem toplantı yeri hem sağlık evi hemde bir atölye görevini yerine getiriyordu.
Bayan Christine bu atölye hakkında; "Bu proje için uzun yıllar dua
ettik. Burada genç bayanlara dikiş dikmeyi, el işi yapmayı, okuma
yazmayı ve İncil dersleri konusunda eğitim veriliyoruz. Bayanlar
burada ceket dikmeyi öğreniyor. Çok yakın bir zamanda büyük şirketler
için dikmeye başlayacağız. İnsanlar çok yoksul, bu yolla kendilerine
yardımcı olmak istiyoruz. Alman Konsolosluğu bizlere bu konuda
destek verdi. Bazı ailelere yardım olsun diye inek satın alındı. Bu
ineklerin doğurduğu her yavru bizim proje için başka bir aileye veriliyor
böylelikle her aile eşit bir şekilde yardım görmüş oluyor" dedi.
Kötü Ruhlar eski oldu
Yanımızda
bulunan Yuhannes'in tek hedefi herkese İncil müjdesini duyurmak
olduğuğunu belirtirken şöyle dedi."Bir kaç sene önce buraya
geldiğimde bana halk kanlı kurban getirmişti. İnanışlarına göre
Kötü ruhlar bu şekilde benden uzaklaşır.
Fakat, kısa bir süre içinde
bu uygulamalarının yalnış olduğunu farkedip bu uygulamalarından
vaz geçtiler. Eskiden diş ağrısı kötü ruhlar tarafında yapıldığı
söylenirdi, ama şimdi dişlerini fırçalamadıklarından olduğunu biliyorlar. Artık birbirlerine de güvenmeyi
öğrendiler. Çünkü burada bulunan müjdeciler onlara çok şeyler öğrettiler.
En önemlisi kendi halfabelerini yarattılar.Tayland'ın genelinde
Hıristiyanlık dini kabul edilmiş bir durumda.
Tayland dağlarında yaşayan
halkta İncil'in derin bir izlenim bıraktığından emin olarak geri dönüyoruz.
Jürgen Th. Müller /
Almanya
|