|
İsa ölmedi mi ?
Aslında çok ilginç bir şey, çünkü İsa'nın ölmediğini kanıtlamaya çalışan
herkes, mevcut belgeleri bilmemezlikten gelmiyor. NEDEN ? İşte bu
sorunun önemli nedeni de gayet basit: çünkü bazı insaların işine
gelmiyor.
Çünkü İsa ölüp dirildiyse,
O'nun Kurtarıcı ve Tanrı'nın (din dediğimiz) insanı kendisine çağırmakla
ilgili tasarısını sona erdiren Mesih olduğu kanıtlanmış bulunuyor.
Tarihsel bir olay olan ölümünü ve dilrilişini kabul edersek, Mesih'in
kurtarıcılığına inanmak zorunda kalıyoruz. Bu da günahkâr oluşumuzu
kabul edip, yetiştiğimiz dinsel önyargıları reddetmek gerektirir.
Fakat çoğu kimseler çevresinden ve dindaşlarından gelebilecek zararlardan
korunmak istiyor ve bu olayların güvenirliğini araştırmaktan bile
çekiniyor, ya da inanmamak için mevcut delillere karşın kendi kendini
ters yönden ikna ediyor.
İsa'nın zamanında durum çok
farklı değildi. Bunu başta çıkaran kişiler kendi çıkarlarını düşünen
Yahudi din liderleriydi. O zamanlarda, kendi nüfuzunu yitirme
korkusuyla İsa'nın dirildiğinin duyulmasını önlemek niyetiyle,
öldüğünden emin oldukları için (hatırlarsanız, çarmıhtan indirilmeden
önce, ölup ölmediğini kesinleştirmek için, şahitler önünde Roma askerlerce
kalbi mızrakla delindiydi), O'nun cesedinin bulunamamasını cesedin
çalındına bağlamışlardı (fakat başta söz ettiğimiz belgesel verileri
hesaba katacak olursak, bu imkansız bir şeydi, çünkü mezarın tek kapısında,
zamanının en iyi askerler olup, cesedin çalınmasını kendi canlarıyla
ödeyecek olan Roma askerler nöbet tutuyordu). Her iki durumda da
önemli olan onun ölüp, ölmemesi değil,
dirilip, dirilmemesidir. Ölmeyen birisinin dirilip dirilmemesinden
dolayı endişe duyulması bekleyemeyiz.
Bu doğrultuda da, M.S. 6. yüzyılda islamiyetin ortaya
cıkışına dek, Mesih'in ölüüp ölmediği konusunda hiç teredüt duyulmamıştı.
Fakat MESİH'ten sonra "yeni" bir din gelişinin, Tanrı'nın tasarısının
sona ermiş olmamasına bağlanabilmesi için, İsa'nın dirilişinin
de, ölümünün da güvenirliğinin itibarını bozmak tek çareydi. Çünkü
ölümü, tüm dinlerin ötesinde olan günahların bağışlanmasının, yani
insanların yeryüzündeyken, şimdiden Tanrı'nın sevgisine ve kurtuluşuna
kavuşmalarının güvencesidir. Dirilişiyse ölüm günah ve Şeytan
üzerine nihai zaferdir. Tanrı'nın planı O'nun ölüp dirilmesiydi ve
Mesih karşıtı olan herkes bu planı bozmak için elinden geleni ardına
koymadı. Ama Tanrısal plan, tabii ki planlandığı gibi gelişti ve bu
girişimlerinin arkasında olan şeytanın yenilgisiyle sonuçlandı. Böyle
olunca da Şeytan yenilgiyi bir türlü kabul edemediğinden dolayı bunun
gibi bir takım aldatıcı yalanlar uydurmaya koyuldu. Gerçekleri
araştıracak fırsatı olmayan insanları kandırmak için uğraşlarına
da devam ediyor.
|
|