|
"Tanrı'ya Yaklaşalım" (
1 )
Bu nedenle ey
kardeşler, İsa’nın, kendi kanı sayesinde perdede, yani kendi bedeninde bize
açtığı yeni ve diri yoldan kutsal yere girmeye cesaretimiz vardır. Tanrı’nın
evinden sorumlu büyük bir kahinimiz bulunmaktadır. Buna göre yüreklerimiz kötü
vicdandan arınmış ve bedenimiz temiz su ile yıkanmış olarak, imanın verdiği tam
güvenceyle, yürekten bir içtenlikle Tanrı’ya yaklaşalım. İbraniler
10:19-22
Bugün
ve gelecek haftalarda sizinle Tanrı'ya yaklaşım konusunu çalışmak istiyorum.
Sanırım hepimiz Tanrıya yakın yaşamak istiyoruz. Eğer biz gerçekten Mesih
sayesinde Tanrı'nın oğullarıysak şüphesiz yüce Babamız,'la beraberlik içinde
yaşamak isteriz. Hayatımızı 0'nunla paylaşmak isteriz. İncil'de şöyle bir vaat
var: “Tanrı'ya yaklaşın, O’ da size yaklaşacak.”(Yak.4:8)
Harika bir vaat ve çok sayıda imanlının doğrulayabildiği bir vaat. Ama Tanrı'ya
nasıl yaklaşabiliriz ki?
İslamiyet'te
tasavvufun amacı Allah'a yaklaşmaktır. Değişik değişik yaklaşma yolları da var.
Çok tarikat da var. "Tarikat" kelimesi tabii "tarik" yani
"yol" kavramından geliyor.
Her tarikatın diğerlerinkinden farklı yaklaşma yolu var. Tabii ki kendi kabul
ettikleri yolu da doğru sanırlar. Ama Tanrı'nın Tevrat'ta belirttiği gibi: "Yol var ki, adamın önünde
doğru görünür; fakat onun sonu ölüm yollarıdır" (S.Mes.14:12).
Mesih
"yol,
gerçek ve yaşam Ben’im" dedi. Çarmıhta
ölüp ölümden dirildikten sonra açtığı bu yeni yol belirlendi. İbranilerde
okuyalım:
"Bu nedenle ey kardeşler,
İsa'nın, kendi kanı sayesinde perdede* yani kendi bedeninde bize açtığı yeni ve
diri yoldan kutsal yere girmeye cesaretimiz vardır. Tanrı'nın evinden sorumlu
büyük bir kahinimiz bulunmaktadır. Buna göre yüreklerimiz kötü vicdandan
arınmış ve bedenimiz temiz su ile yıkanmış olarak, imanın verdiği tam güvenceyle,
yürekten bir içtenlikle Tanrı ya yaklaşalıın".
Tanrı
eskiden bu gerçek yaklaşma yolunu İsraillilere öğretmişti. Musa'nın
aracılığıyla' Tanrı onlara Kutsal Yasa ve onun özeti olan on emiri vermişti. Bu
yasanın büyük bir kısmı tapınma çadırıyla ve orada görevli olan kâhinlerle
ilgiliydi.
Kutsal
Kitapta. Çıkış 25-31 ve 35-40 tapınağın . düzenini ve yapılmasıyla ilgili.
Levililer de bu tapınağın görevini (kahinliği) anlatıyor. Çok önemli bir ders.
Bu halk Tanrı ve gökteki şeylerle ilgili olanları anlasınlar diye, onlara
görülür bir ders verdi.
Tanrı'nın
kendi halkı arasında oturmak isteği: "Aralarında
oturayım diye benim için makdis (kutsal yer) yapsınlar" (Çıkış 25:8) Kendisi orada Olacak. Bir
çadırda oturacak, halkının çadırları da onu çevirecekti.
“Kutsal
Tanrı'ın kutsal yeri” Tanrı aralarında. Onların Tanrısı olacak onlar da O'nun
halkı olacak. Tanrı halkının kendisine yaklaşmalarını istedi. Ama Kendisinin
Kutsal ve halkının çok günahlı olduğu için, vermiş olduğu emirlerin ne kadar
çetin ve zor olduğu ve bu halkın bunu kesinlikle yerine getiremeyeceğini
bildiği için Tanrı onlara uygun bir yaklaşma yolu açtı.
TAPINAĞIN
BİZİM İÇİN ANLAMI, BUGÜNKÜ MÜNASEBET:
"Meskenin
örneğine, ve bütün takımlarının örneğine, sana göstermekte olduğum her şeye '
göre, öyle yapacaksın" (Çıkış 25:9) Yani, Rab Musa'ya bir düzen gösterdi: "Dağda sana gösterilen
düzenine göre meskeni kuracaksın" (Çık.26:30). Çağdaş
Türkçe’de: "Her
şeyi, dağda sana gösterilen örneğe uygun olarak yapmaya dikkat et" (İbr. 8:5). İki Önemli nokta var:
1) Bu düzen,
asıl gökteki gerçeklerinin düzeniydi ve çölde kurulan tapınak bu “göktekilerin örneği ve
gölgesiydi" (İbr.8:5).
Yani asıl göklerde olan kutsal yerin örneğiydi.
-
Bu sandık ile onu gölgeleyen kerubiler Tanrı'nın
tahtıydı
Bu toplanma
çadırının meskeni göksel ebediyen bazı gerçekleri İsraillilere tanımlıyordu:
Onlara bu şeyleri öğretti:
-
Tanrı'nın güzelliğini
-
Tanrı'nın kutsallığı - yaklaşılmaz varlığının sırrı
-
Tanrı'nın samimiliği - beraberlik sofrası. İnsanı kendisiyle beraberliğe çağırıyor
-
günahın fevkalade hainliğini, bir
hayat kaybetmeden günah bağışlanmaz. Günah ölüme götürüyor.
2) Ayrıca,
Kutsal Yasa ve özellikle bu tapınma çadırı “gelecekteki
iyi şeylerin ...gölgesi"ydi
(İbr.l0:1).
Gelecek
şeyler üzerinde bir peygamberlik, onun bir gölgesi! Önceden bildiriyor. Bu
gölgeyi Mesih'le karşılaştırabiliriz - tutuyor mu?
Gerçek
Kurtarıcı ve kurtuluş bu gölgeyle tutacak! Bize güven sağlıyor: bütün bu plan
Tanrı'dan geldi.
Üstelik
bu görülür örnekle Mesih'in bizim için yaptığını daha net şekilde anlarız.
Diyelim biz birer İsrailliyiz. Uzaktan Tanrı'ya nasıl yaklaşabiliriz?
-
Kapıdan - tek bir yol var, değişmez bir yol
-
Bir kaç eşyayı geçeceğiz: 4 tane eşya bu orta yoldaydı:
a-
Tunç yakılan takdimeler mezbahı
(Yakılan kurban sunağı),
a-Tunç kazan
(büyük el leğeni) Avluda
a-Altın buhur
mezbahı (sunağı) Kutsal Yerde .
Altın şehadet
sandığı (Antlaşma sandığı)
En kutsal
yerde iki tane eşya daha:
a- Altın şamdan ile kandiller
(kandillik)
a-Sofra ve
üzerindeki adak ekmekleri ,
b- Kâhinler vardı
Belli ki Tanrı'nın değişmez kurtuluş planında
aracılık çok önemli yer alıyor. Tapınak bu gerçeği ortaya koyuyor. Bu tapınakta
Yüce Allah insanı kendine davet ediyordu, ama kesin bir yol çizdi. Bu yolu
takip etmeyen her din yanlış ve sahtedir.
Bugün Mesih'in bu yolu nasıl açtığına bakacağız.
Daha sonraki haftalarda Mesih'in açtığı bu yoldan Tanrıya nasıl cesaretle
yaklaşabileceğimize bakacağız.
A. Tunç yakılan takdimeler mezbahı
(Yakılan kurbanlar sunağı),
Örneğin:
Paspas gibi ziyaretçileri memnun bir şekilde karşılama hem de eve girmeden önce
kiri (pisliği) çıkartıyor. Yüreğine bir bak. pislik yok mu? Var demek! O halde
yüreğimdeki suçun cezasını ödemelisin. Yani her suç için bir ölüm olması lazım.
Bu yüzden insanlar hayvan kestiler. (Lev.1-6 ayrıntıları veriyor) Aynı zamanda
bu son değildi. Hep tekrarlanıyordu, nasıl yapıldığını gösteriyor ama borcu
ödemedi
Mesih’in
çarmıhtaki ölümümü simgeliyor. "Mesih
bizi sevdi ve kendisini güzel kokulu bir sunu ve kurban olarak Tanrı ya
sundu..." (Ef.5:2).
Kurbanın nasıl kusursuz olması gerektiyse, günahı bilmeyen Mesih günahkârlar
için bu şekilde kusursuz öldü. "Mesih
bizleri Tanrı ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar uğruna
günahlara kurban olarak ilk ve son kez öldü" (1 . Pet.3:18)
B. Tunç kazan (büyük el leğeni)
Avluda
iki eşya vardı. İkisi temizlemekle ilgili:
sunak
- kanla temizlemek - bağışlama kanı vicdanı suçtan arındırıyor
leğen
- suyla temizlemek - yenileme suyu benliği pislikten arındırıyor iç kirliliğimizle ilgili. Kutsal yere
girebilmek için:
"Rab
bin dağına kim çıkacak? Ve mukkades yerinde kim duracak? O adam ki, elleri
temizdir ve yüreği paktır..." (Mez.24:3-4)
Örneğin:
mikroplar ve virüsler görünmediği halde bizi zehirleyebilir. nefret,
kıskançlık, yalan, kötü düşünceler, ahlaksızlık... iç günahlar insanı
kirletendir. Buda Ruhsal murdarlık getirmektedir.
Örneğin:
Sarhoş biri kavgada birini öldürür. Suçlanıp ölüm cezasını bekliyor. Son anda
cumhurbaşkanı onu affeder. Cezasından artık kurtuldu! Ham dolsun. Ama eğer
sarhoş cumhurbaşkanı ile beraber oturmaya davet edilirse, suçtan affedilmekten
daha başka şeye ihtiyacı da var! Temizlenip yeni yaşam tarzını benimsemesine
ihtiyacı var. Eski kötü alışkanlıklarını değiştirip tamamen yenilenmesi lazım.
- Kan -
Mesih'in ölümü - bağışlanma, af
- Su - Mesih'in dirilişiyle Kutsal Ruhun dökülmesi-
yenileme
Not:
İslam yalnız bağışlanma söz veriyor (tabii kan dökülmeksizin bu bile olmaz) ama
yenilenme sözünü vermiyor.
C. Altın buhur mezbahı (sunağı)
Kutsal Yerde
Buraya
kadar girebilen yalnız kahinler. Halk dışarıda dua ederken kahin perde önünde
buhur sunuyordu (Yahya'nın babası gibi).
Mesih'in
dirilişten sonraki görevini simgeliyor. "ölmüş,
dirilmiş olan Mesih İsa Tanrı'nın sağında dır ve bizim için aracılık
etmektedir" (Romalılar 8:34) "Onun kanıyla aklandığımıza göre, Onun
aracılığıyla Tanrı'nın gazabından kurtulacağımız çok daha kesindir...ölümü
sayesinde Onunla barıştıksa, barışık
olarak Oğlunun yaşamıyla kurlulacağımız çok daha kesindir..." (Romalılar 5:9-10)
Kurtuluşumuzun
kesinliği onun aracılığına (Avukatlığına) dayanıyor.
“O’nun aracılığıyla Tanrı’ya
yaklaşanları tamamen kurtarmaya gücü yeter. Çünkü onlara aracılık etmek için
hep yaşamaktadır!"
(İbr.7:25).
Örneğin: dünyasal bir
avukat, müvekkilinin suçunu mümkün olduğu kadar azaltarak ve önemsiz göstererek
onu savunuyor. Ama bizim göksel Avukatımız .günahlarımızı hiç bir zaman
küçültmüyor, ancak kendi kurbanın kanını göstererek o günahın cezasını çekmiş
olduğunu ispatlıyor.
"Birimiz
günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba'nın önünde savunur. Kendisi günahlarımızı,
ve yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günalılarını da bağışlatan
kurbandır"
(l.Yuh.2:2).
Kahinlik!
Aracılık! Çok önemli. Mesih bu yeni antlaşmanın kefili olmuştur. (İbr.7:22).
Kurtuluşumuza garanti veriyor.
D. Altın şehadet sandığı (Antlaşma
sandığı) En Kutsal Yerde
Tanrı'ya
doğru üç aşamayı geçtik. Şimdi bir engel var: PERDE. En kutsal yeri koruyor. İçinde Tanrı'nın yiyip bitiren yüce
kutsallığı var. Kerubiler perdede nöbet tutuyor. Adem ile Havva bahçeden
kovulunca "Hayat
ağacının yolunu korumak için, Aden bahçesinin şarkına Kerubileri, ve her tarafa dönen kılıcının
alevini koydu" (Tekvin 3:24). perdenin
arkasına yılda bir kez yalnız başkahin girerdi (Levililer 16)
"Üstelik kendisi için ve
halkın bilgisizlikten işlediği suçlar için sunduğu kurban kanı olmaksızın
giremez (İbr.9:7).
En
Kutsal Yerde bir tek eşya vardı: Altın
Antlaşma sandığı. Yaradan Tanrı'nın ' tahtı. Bu taht iki parçalıydı:
Sandık - içinde iki
antlaşma (şehadet) levhası - Tanrı'nın kutsal Yasası. "Yasanın her dediğini yerine
getiren, ama tek bir noktada ondan sapan kişi bütün Yasaya karşı suçlu
olur" (Yakup 2.10)
Örneğin:Bir yükü
zincirle kaldırırken zincirin tek bir baklası koparsa, yük düşer.
Yasa yalnız
suçlar, kurtarmaz. Örneğin: bir
derece hastanın ateşinin kaç derece olduğunu gösterir. Hastalıktan kurtulmak
için termometre işe yaramıyor o yalnız sıcaklık ölçer.
2. Kefaret örtüsü
(günahın bağışlandığı yer) - Bu yasa levhalarının üstünde durdu. Başkahin
kurban kanı kefaret örtüsüne serpti. Bu kan, günahın cezası olan ölümün
kanıtıydı. Adil Tanrı'nın Yasasının gereği böylece yerine getirildi.
Tanrı'nın tahtına kan serpilmesiyle kefaret
tamamlandı. Mesih gerçek ve Son kurban olarak öldü. "Tanrı, Mesih'i, kanına olan
imanla günahların bağışlanması için kurban olarak sundu ve böylece adaletini
gösterdi" (Rom.3:25). Nasıl ki başkahin kurban
kanını kutsal yere getirdiyse, Mesih "sonsuz kurtuluşu sağlayarak
kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi... elle yapılmış kutsal yere
değil, ama şimdi bizim için Tanrı'nın önünde görünmek üzere asıl göğe
girdi...kendisini bir kere kurban edip günahı ortadan kaldırmak için çağların
sonunda ortaya çıkmıştır...birçokların günalılarını yüklenmek için bir kez
kurban edildi..." (İ br.9:12,24,26-27)
Bu perde hep engelliyordu. Ama Çarmıhta ölürken "İsa,
yüksek sesle tamamlandı!' diye bağırdı ve ruhunu teslim etti. O anda
tapınaktaki PERDE yukarıdan aşağıya dek yırtılarak ikiye bölündü!" (Matta
27:50-51). Artık Tanrı'ya giden yol açıldı. İsa’yı Rab ve
kurtarıcı olarak kabul edenler için hiç bir engel kalmadı.
E) Altın
şamdan ile sofra (ve üzerindeki adak ekmekleri)
Tanrı'nın huzurunda yaşanların iki gereği var: Işık
ve yaşam. Tanrı bunları İmanlılara Sağlar: "Bizi kendi yüceliği ve
erdenliğiyle çağıranın Tanrısal gücü, kendisini tanımamızın sonucu olarak bize,
yaşamamız ve Tanrı yolunda yürümemiz için gereken her şeyi vermiştir" (2.Pet.l:3).
Bu iki şey tapınakta
var:
Kandillik: (Işık) Kutsal
Ruh aracılığıyla iletilen Mesih'in ışığını simgeliyor. "Ben dünyanın ışığıyım.
Benim ardımdan gelen, karanlıkta yürümez yaşam ışığına sahip olur” (Yuh.8:12).
Sofra ile
üzerindeki adak ekmekleri, (yaşam)
birkaç gerçeği simgeliyor. “yaşam ekmeği Benim”diyor Mesih: Yaşam aracı
Sofra beraberliği. Tanrı
insanlarla arkadaş olmak ister. Ama bu sofrada otururken, Rabbi ilgilendireni
konuşalım. 12 ekmek Rab bin önünde, O'nun lezzeti için. Senden hoşlanmak için
seni yarattı. Tanrı bizi kendi önünde bulundurmak
istiyor, onu
hoşnut etmemiz için bizi kurtardı, bizi kendi huzurunda sevindirmek için "birçok oğulu yüceliğe
eriştiriyor" (İbr.2:10). Bu
O'nun değişmez amacı!
SONUÇ
Örneğin:
Her dini yol Tanrı'ya gider düşüncesi. Bu çok açık ve güzel bir düşünce. Herkes
istediği yoldan Tanrı'ya yaklaşsın değil mi? Çok modern.
Ama çok yanlış. Tanrı'ya giden yol TEKtir! Başka yol yok. Tanrı'ya
yaklaşmak istersek bu yoldan girmemiz şart. Mükemmel, kıymetli tek yol. Ona
girmiş misiniz? Haftaya bir imanlının bu yoldan sürekli Tanrı'ya yaklaşmalı
konusunu inceleyeceğiz.
"Tanrı'ya
Yaklaşalım" ( 2 )
Bu nedenle ey kardeşler, İsa’nın,
kendi kanı sayesinde perdede, yani kendi bedeninde bize açtığı yeni ve diri
yoldan kutsal yere girmeye cesaretimiz vardır. Tanrı’nın evinden sorumlu büyük
bir kahinimiz bulunmaktadır. Buna göre yüreklerimiz kötü vicdandan arınmış ve
bedenimiz temiz su ile yıkanmış olarak, imanın verdiği tam güvenceyle, yürekten
bir içtenlikle Tanrı’ya yaklaşalım. İbraniler 10:19-22
Geçen hafta Tanrı'ya
yaklaşma konusunu beraber çalıştık. Mesih'in bu "yeni ve diri yolu"
nasıl açtığını gördük.
1. [TUNÇ YAKILAN KURBAN SUNAĞI] Mesih, kurban olarak sunduğu öz bedeni: ölümü
sayesinde günahkârı suçundan kurtarıp Tanrı'yla barıştırıyor.
2. [TUNÇ LEĞEN] Ölümden dirilen Mesih, tövbe eden kişinin
yeniden doğmasını sağlıyor. Kutsal Ruhunu vererek imanlıyı içten temizleyip
yeniliyor.
3. [ALTIN BUHUR SUNAĞI] Tanrı'nın en kutsal yerine girmiş olan baş kahinimiz
olarak bize aracılık etmek için hep yaşamaktadır.
Böylece PERDEDEN, ALTIN ANTLAŞMA SANDIĞININ
simgelediği Tanrı'nın tahtına kadar yol açıldı. Mesih inanlısının Tanrı'ya
yaklaşması için her şey hazır. Okuduğumuz ayette iki büyük şeyimiz vardır:
"Yeni
ve diri yoldan Kutsal yere girmeye cesaretimiz vardır"
“Tanrı’nın
evinden sorumlu büyük bir kahinimiz bulunmaktadır”
"BUNA GÖRE...İMANIN' VERDİĞİ TAM GÜVENCEYLE, YÜREKTEN BİR İÇTENLİKLE
TANRI'YA YAKLAŞALIM!"
"Yaklaşalım" diyoruz. Ama gerçektenyaklaşıyor muyuz? Bu yüce ayrıcılığı değerlendiriyor muyuz? Sürekli olarak her
gün Tanrı'nın tahtına yaklaşıp hamt ve
dua ediyor muyuz? Yoksa bu ayrıcalık bizim için sadece güzel bir teori
mi?
Kendi hayatımın ÖRNEĞİ: Tanrı'yı tanımayı
amaçladıktan sonra ve kendimi bu Tanrı'ya yaklaşma işine verdikten sonra
hayatım çok değişti. Kutsal Kitap bam başka kitap olmaya başladı. Tanrı'yı tanımak
hayatımızın en önemli amacı olmalı.
Peki, birini tanımak için ne yapmalıyız? Onunla
zaman geçirmemiz şart değil mi? Aynı şekilde Tanyı'la zaman geçirmemiz de şart.
Onun huzurunda kalmamız lazım. Onun Kutsal Yerinde sıksık bulunmamız gerek.
1. KÂHİNLERİZ
Eskiden Tanrı'nın tapınağında duranlar kimlerdi? Musa'nın âbisi olan
Harun ile oğulları İsraillilerin arasından seçildi. Onlar, İsrail’in kâhinleri
olarak günahlara karşılık adaklar ve kurbanlar sunmak üzere Tanrı'yla ilgili
konularda insanları temsil etmek için atanırlardı. Halk için dua ederlerdi,
bilgisizlere ve yoldan sapanlara yumuşak davranarak Tanrı’nın sözünü
öğretirlerdi.
Örnek: Mesih İnanlılarının ibadet şekli var mı?
Evet! Var!
NOT: Aslında ancak Mesih'te KÂHİN kılınan
Tanrı'yı hoşnut eden ibadet yapabilir, O'na hizmet edebilir, tapınabilir! Kâhin
olmayan kabul edilmez.
A) Kâhinlerin
Kimliği (1. Petrus 2:4-5, 9-10)
Ama Mesih son ve mükemmel Başkahinimiz olduktan
sonra böyle bir ruhban sınıfa gerek var mı?
Bugün kâhinlere ihtiyacımız var mı? Okuduğumuz
ayetler ne diyor'? "YAKLAŞALIM"
"Bu nedenle İsa'nın
aracılığıyla Tanrı'ya sürekli övgü kurbanları, yani O'nun adını açıkça anan
dudakların meyvesini sunalım ". (İbr.13:15-16)
Ne diyor? övgü
kurbanlarını sunalım! Kâhinin işi bu.
Ondan sonra: "İyilik yapmayı ve sizde olanı
başkalarıyla paylaşmayı unutmayın, Çünkü Tanrı BU TÜR KURBANLARDAN hoşnut
olur"Gene Kâhinin işi!
1. Petrus
2:4-5, 9-10 Mesih'e inananların
birer kâhin olduklarını açık şekilde ortaya koyuyor:
"İnsanlarca
reddedilmiş, ama Tanrı ya göre seçkin ve değerli olan diri taşa, Rab'be gelin.
O sizi diri taşlar olarak ruhsal bir konutun yapımında kullansın. Böylelikle,
İsa Mesih aracılığıyla Tanrı'nın beğenisini kazanan ruhsal kurbanlar sunmak
üzere kutsal bir kahinler topluluğu olursunuz. " "siz seçilmiş bir
soy, Kral'ın kâhinleri, kutsal bir ulus, Tanrı'nın öz halkısınız. Sizi
karanlıktan kendisinin şaşılacak ışığına çağıran Tanrı'nın erdemlerini ilan
etmek için seçildiniz"
Bazı kiliselerde bir ruhban sınıfı var. Yani
ruhani sınıfa mensup olanlar var, olmayanlar da var. Bu düşünce yanlış. Ama
"Ruhani sınıf yok" dememiz de yanlış! Tam ters: Ruhani sınıfa mensup olmayan Mesih inanlısı yok! Hepimizin Tanrı'ya
yaklaşma hakkı var. Her gerçek inanlı kâhindir. Tanrı'nın
"Kutsalları" olarak Tanrı'ya tapınmaya adanmış. Kurbanlar sunmaya
adanmışız. Birer kâhiniz.
B)
Kâhinlerin Ayrıcalığı (Mezmur 84)
(1-2) "Ey orduların Rabbi, meskenlerin ne sevimlidir!
Canım Rab'bin avlularını
özlüyor, hattâ bayılıyor;
Yüreğim ve bedenim hay Allah’ı
sevinçle terennüm ediyor...
(4) Senin evinde oturanlar ne mutludur! Daima sana hamdederler...
(9-11) Ey kalkanımız olan Allah, bak, ve mesihinin yüzünü gör.
Çünkü avlularında bir gün, bin
günden iyidir.
Kötülük çadırlarında
oturmaktansa, Allah'ın evinde beşikte durmak benim için iyidir.
Çünkü Rab Allah güneştir ve
kalkandır; Rab inayet ve izzet verir... "
Burada kâhin olmanın ayrıcalığını görüyoruz.
Tanrı'nın evinde oturmak! Tanrı'nın kutsal huzurunda daima kalmak. Onun
huzurunda sevinç, güzellik, izzet var. Yazdığı başka bir mezmur da Davut şöyle
diyor: “Sevinçler tokluğu senin önündedir, Sağında daima nimetler vardır!
(Mez.16:11)
İsrail oymaklarının arasında Kâhinlerin payı
Rab'bin Kendisiydi
Bugün bu tapınak düzenine bakarak kâhinlik görevini nasıl yerine
getirebileceğimize bakalım. Tanrımızı nasıl hoşnut edebiliriz? İbadetimiz ne?!
II KÂHİNLERİN AVLUDAKİ GÖREVİ.
A) Tunç. Yakılan Kurban Sunağı
Burada Kâhin yakılan kurbanları Tanrı'ya sunardı.
Kurban edilen hayvan veya ekmek
ateşte yanıp Tanrıya güzel kokulu sunu olarak yükselirdi. Bu sunak kâhinliğin
temeliydi. Günah sorunu burada hal edilirdi.
Mesih'in
Çarmıhı bizim sunağımızdır. Her
şeyden önce buraya geliyoruz, işlediğimiz günahlarımızı itiraf edip Çarmıhta
aklanıyoruz. "İsa'nın kanı bizi her günahtan arındırır...günahlarımızı
itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Tanrı, günahlarımızı bağışlayıp bizi her
kötülükten arındıracaktır " (1.Yuh.1:7,9)
Burada Mesih'in yaptıklarını tekrar
ve tekrar benimsememiz gerek.
Burası "KIRILMA
YERİ"! Kendimizi alçaltma yer.
51'inci Mezmur’a bakalım:
(1-2) "Ey
Allah, inayetine göre bana acı; Rahmetinin çokluğuna güre isyanlarımı sil.
Fesadımdan beni büsbütün yıka, ve suçumdan beni
temizle...
(4): Sana, ancak sana karşı
ben suç ettim, ve Senin gözlerinde kötü olanı işledim...
Beni zufa ile temizle de pak olurum (Fısıh kurban
kanını sürmek için kullanılan ot)
Beni yıka da kardan ak olurum....
(10) Bende temiz
yürek yarat, eyAllah; ve içimde doğru ruh tazele...
(11) Bana
kurtarışının mesarretini geri ver!
(17)ALLAH'IN KURBANLARI KIRILMIŞ RUHTUR;
Ey Allah, kırılmış ve ezilmiş yüreği hor
görmezsin. "
Burada affedildikten sonra kötü vicdandan
arındırılmış olarak her şeyimizi gün be gün Tanrı'ya sunuyoruz: Kendimizi
Yaşayan kurbanlar olarak sunuyoruz. Rom 12:1-2'de Kutsal Ruh şöyle diyor:
"Bunun
için ey kardeşler, kendinizi Tanrı'ya diri, kutsal, O'nu hoşnut eden kurbanlar
olarak sunmanız için Tanrı'nın merhameti uğruna size yalvarırım RUHSAL
TAPINIŞINIZ BUDUR. "
BİZİM ASIL İBADETİMİZ BUDUR! Sadece bir takım dinsel işler, bir ayin
değil! Yaşayan bir kurban!
Bedenimiz, isteklerimiz, yüreklerimiz, sevgilerimizi hayatımızın her kısmını
Tanrı'ya veriyoruz. Kâhinler olarak Tanrı'ya ruhsal kurbanları sunuyoruz. Bu
kurbanların ilki de kendimiz. BURADA KENDİMİZİ TANRI'YA TAKDİS ETMEKTE
KÂHİNLİĞİMİZ BAŞLIYOR
B) Tunç Leğen
Burada leğenin suyunda Kâhinler elleriyle
ayaklarını yıkarlardı (Çık.30:171).
Bunu yapmadan tapınağa kesinlikle girilmezdi,
Bu yıkanma bizim için de gerekli. Leğenin suyu
Tanrı'nın Sözünü simgeliyor: "genç adam yolunu ne ile temizler? Senin sözüne göre onu tutmakla"
(Mez.l19:9). Mesih
topluluğunu temizler kendi tanrısal sözüyle: "Mesih, inanlılılar topluluğunu suyla yıkayıp
Tanrısal sözle temizleyerek kutsal kılmak için kendini feda etti" (Efes.
5:26).
Her gün Rab'bin sözüyle günün kirliliğini
yıkamamız lazım. Yaşadığımız dünya bizde kötü düşünceler yaratır, ruhumuzu
lekeler. Kutsal Ruh, sözü kullanarak bizi tazeler, kutsal kılar. Kitap şöyle
diyor: "bedeni ve
ruhu lekeleyen her, şeyden kendimizi arındıralım!" (2.Kor. 7:1 ) Bu çağın gidişine uymayın; Tanrı'nın iyi, hoş ve mükemmel isteğinin ne
olduğunu ayırt etmek için düşüncenizin yenilenmesiyle değişin (Rom l2:2)
III. KÂHİNLERİN KUTSAL YER'DEKİ GÖREVİ
Başta okuduğumuz ayetlere dönelim:
"Buna göre yüreklerimiz kötü vicdandan arınmış ve
bedenimiz temiz su ile yıkanmış olarak, imanın verdiği tam güvenceyle, yürekten
bir içtenlikle Tanrı'ya yaklaşalım."
Avludaki iki eşyadan geçerek bu iki şart
tamamlanır:
1.
Sunakta
günahlarımızın bağışına sahibiz, yüreklerimiz kötü vicdandan arındırılır
2.
Leğende
düşüncemizin yenilenmesiyle değişerek bedenimiz temiz su ile yıkanır
Bunun sonucu da imanın verdiği tam güvenceye kavuşuruz. Çok önemli.
Tanrıya böylece yaklaşanlar tam yaklaşırlar. Üstelik yürekten bir içtenlik
lazım. Şimdi Kutsal Yere korkmadan giriyoruz. Perdenin yırtıldığı için artık
engel yok. Antlaşma sandığın bulunduğu yerde yalnız Tanrı’nın göründüğünü öğrendik.
Bizde Tanrıyla buluşmak için buraya gitmemiz gerekir. Yani en kutsal yere. İşte
buraya gitmemiz için engel kaldırıldı. Biz tapınmakla bu en kutsal yere giriyoruz.
Kahinler
bu yere girmek için ne yapıyorlardı.
a-
Kandilliği
yakıyordular b- Adak (huzur) ekmeğini sofraya koyuyorlardı. c- Altın sunağın üzerinde
buhuru yakıyorlardı.
Biz Tanrıya yaklaşırken bunları yapıyoruz
aslında. Şimdi bu ayrıntılara bakalım.
A) ALTIN
KANDİLLİK
Burada kâhin her gün yedi kandili halis zeytin yağıyla doldurur, "Daima Rab'bin önünde...yanmak üzere" kandilleri hazırlardı. (Lev.24:1-4) (Tanrı ışıktır ve ışık verendir.)
Kutsal Ruhla dolup O'nun
yönetiminde yaşayarak ışıkta yürümemiz lazım. O'nun önünde tamamen açık, dürüst
olacağız. İkiyüzlülük olmasın. Ruh'a uyan bir imanlı Ruh'la ilgili işleri
düşünür. Ancak bu şekilde Tanrı'yı hoşnut edebilir.
Bazılar hayatlarını gizlemeye çalışırlar. Olduğundan farklı görünmeye
çalışırlar. Ama "ışıkta yürümek" olduğumuz gibi görünmek demek.
“Kudretle değil, kuvvetle değil, ancak Benim Ruhumla” Orduların Rabb’i diyor. Bu ruhun kandilliği
bizde yanmıyorsa, boşa uğraşıyoruz. Yağ lazım. Ruhu kederlendirmeyin, söndürmeyin!
B) ALTIN
ADAK EKMEKLERİ SOFRASI ; Paydaşlık ve Yaşam
Burada kâhin her sept günü ince undan pişirdiği 12 pideyi "Rab'bin önünde sofra
üzerinde, her sırada altı olmak üzere, iki sıra olarak " koyardı. Her iki sıra üzerine saf buhur koyardı.
Her Sept günü kahinler sofradan alınan pideleri kutsal yerde yerlerdi (Lev.24:5-9)
Bu sofra hem Tanrı için hem de kâhinler içindi. "Rab'bin
önünde" O'nun zevki için duruyordu. Aynı zamanda kâhinler ondan
yiyorlardı. Burada bir paydaşlık söz konusudur. Kâhinlerin beraberliği Tanrıyadır. Tanrı bizimle arkadaş olmak
ister. Tanrı bizden biz de O'ndan hoşlanarak. O'nun sevgisini tadarak.
Tanrıyı tanımak demek böyle yüce bir zevkle
yaşamak demek. Rab’bin huzuru bizim ekmeğimiz ve yaşamımız.
Mesih şöyle diyor: "İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. eğer biri sesimi işitir ve
kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim, ben onunla ve o da benimle, birlikte
yemek yiyeceğiz." (Esinleme:3:20)
C) ALTIN
BUHUR SUNAĞI (Tanrıya seslenme)
Bu sunakta kahin her sabah ve akşam saf buhur yakıp Tanrı’ya sunardı.
“Kutsalların duaları olan buhur” (Esinleme 5:8 "kutsalların" dualarıyla,yani bu
olay inanlı kâhinin tapınışıydı.
Tapınış: Övgüler, Şükürler, Hamtlar, Dualar, Dilekler ve
yalvarışlar var burada. Kâhinliğimizin orta noktası bu: "Bu nedenle İsa'nın
aracılığıyla Tanrı'ya sürekli övgü kurbanlarını, yani O'nun adını açıkça anan dudakların
meyvesini sunalım." (İbr.13:15). Her Sabah, her akşam, en azından bu zevkli görevimizi yerine getirmemiz
lazım. “Duam denin önünde
(dikkatli ve düzenli) buhur gibi. El kaldırışım akşam takdimesi (kurbanı) gibi
olsun.” (Mezmur 14:2)
Bütün
yaptıklarımızın O’na ruhsal bir kurban olması lazım: "İyilik yapmayı ve sizde olanı başkalarıyla paylaşmayı
unutmayın. Çünkü Tanrı bu tür , kurbanlardan hoşnut olur. "(İ br.1 3:1 6)
D) ALTIN
ANTLAŞMA SANDIĞI (Lütuf Tahtı)
"Bizi kendi yüceliği ve erdemiyle çağıranın
Tanrısal gücü, kendisini tanımamızın sonucu olarak bize, yaşamamız ve Tanrı
yolunda yürümemiz için gereken her şeyi vermiştir" (2. Pet.1 :3). Sorumluluk bizde.
Musa her şeyi Rab bin emrettiği gibi yaptı ve işi
bitirdi. Ama bu çadırı ve eşyayı her hangi bir çadır ve eşyadan ayıran ne var?
Bir tek şey: Tanrı'nın kendisi. O oradaydı. "çadırını izzetimle takdis edilecek. ve toplanma
çadırını, ve mezbahı takdis edeceğim; ve Harun ve oğullarını, bana kahinlik
etmek için, takdis edeceğim" (Çıkış 29:43-44). Tanrı'nın yüceliği bu normal basit maddeleri
kutsal kıldı, onları değiştirip takdis etti. "Rab bin izzeti meskeni doldurdu" (Çıkış
40:34).
Şimdi bizi her hangi bir kişiden ayıran bir şey var mı? Olması lazım,
çünkü aynı Rab, içimizde izzetiyle yaşıyor.
Ama eğer gizli, hiç hayatımızda Tanrı’yla ilişkimiz kesilmişse vay
halimize! Bizi sofra paydaşlığına davet eden Rab şöyle diyor; "Ne soğuksun, ne sıcak. Keşke ya
soğuk ya da sıcak olsaydın! Oysa ne sıcak ne de soğuksun, ılıksın. Bu yüzden
seni ağzımdan kusacağım!...” (Esinleme 3:15-16)
Eğer hayatımızın her alanında bir kahin olarak yaşamaya başlarsak, ne
mutlu bize. Tanrı’nın huzurunda sevinçler tokluğu var. Ama, Tanrı’nın görkemi
tapınakta (yüreğinde) değilse... BOŞUNA
Hüseyin Tüfekçi
|