|
İlk Sevgiyi Unutmak
Esinleme
2:1-7
İlk sevgi denince ne
anlıyorsunuz? Bu sevgi kolay kolay unutulmuyor, belkide hayatınıza farklı
çizgiler çizmenize neden olmuştur. Tanrı bizi neden unutmuyor? Neden bize “sizi
sevdiğim gibi birbirinizi sevin” diyor? Aslında Bizler Tanrının insan olarak
ilk sevgilileriyiz. Tanrı bize başlangıçta gösterdiği sevgiyle bizi sevmeye
devam ediyor. Gerek bireysel gerek topluluk olarak bizimle yakından
ilgileniyor.
Hikaye: Küçük bir köyde birbirini seven iki genç varmış. Bu gençler
birbirlerini öyle çok seviyorlarmış ki, birbirlerini görmeden adeta yapamaz
duruma gelmişler. Çok geçmeden evlenirler. Sevgileri bir süre örnek teşkil
etmeye devam eder. Derken yavaş yavaş birbirlerinden sıkılmaya başlamışlar. Gün
geçtikçe her iki tarafta yalnız kalmayı tercih eder hale gelir. Bu çifti örnek
alan bir kişi bunların bu durumundan hüzüntüsünü dile getirmek için onlarla
konuşmaya karar verir. Onlara bir kaç kelime konuşur. “Bana örnek olan o
sevginiz nerede?”. Bu söz karşısında ne yapacaklarını bilemeyen bu çift:
Birlikte oturur nerede hata yaptıklarını düşünmeye başlarlar. Çok geçmeden
birbirlerine yeterince zaman ayırmadıklarından sevgilerinin zamanla
monotanlaştığını ve azaldığına karar verirler. Tekrar ilk sevgilerine dönmek
için karşılıklı anlaşırlar
Efes’teki
topluluğun meleğine yaz. Yedi yıldızı sağ elinde tutan ve yedi altın
kandilliğin ortasında yürüyen şöyle diyor: “Senin yaptıklarını, çalışkanlığını,
sabrını biliyorum. Kötü adamlara dayanamadığını da biliyorum. Elçi olmadıkları
halde kendilerini elçi diye tanıtanları sınadın ve onları yalancı buldun. Evet,
sabırlısın. Benim adım uğruna acılara dayandın ve yılmadın. Ne var ki, sana
karşı bir sitemim var: başlangıçtaki sevginden uzaklaştın. Bunun için nereden
düştüğünü hatırla! Tövbe et ve başlangıçta yaptıklarını sürdür. Eğer tövbe
etmezsen, sana gelir, kandilliğini yerinden kaldırırım. Yine de olumlu bir
yanın var: Nikolas yanlılarının yaptıklarından nefret edersin; ben de nefret
ederim. Kulağı olan, Ruh’un topluluklara ne dediğini işitsin. Galip gelene,
Tanrı’nın cennetinde bulunan yaşam ağacından yeme hakkını vereceğim. Esinleme 2:1-7
Esinleme kitabını okuduğumuzda
birçok peygamberliklerin bulunduğunu göreceksiniz. Bu peygamberliklerin çoğu
insanın geleceği konusundadır. Efesteki topluluğa Yuhanna zamanında bu sözler
gönderildi.
Kiliseye ihtap ederken baştan
övgüler sunuluyor. Kilisenin gayreti ve hizmeti övülüyor. Bu kadar övgüler
sonunda asıl probleme yani ilk sevgilerinden uzaklaştıkları uyarısında
bulunuluyor. Yani bu büyük bir problemdi. Aralarında güzel şeyler
yapılmaktaydı, fakat Rab kiliseyi bir beden olarak gördüğünden kilisede sevgi
eksikliği vardı. Yapılan işler bu eksiklik tarafından bitiriyordu. Yani işlerin
Rab tarafından görünmesi engelleniyordu. Rab onlara siz hata yaptınız diyor.
Belki bir kaç kişi hata yaptı ama Rab siz yaptınız diyor. Yani hepiniz. Kilise
bir bütündür. Nereden düştüğünüzü hatırlayın ve dönün. Topluluk olarak
dönmelerini istiyor. Rab kilisenin ortasında ve onlara “Bana ilk sevginize
dönün” diye davet ediyor.
İlk sevgide ateşli bir gayret
vardır. Bu ateş zamanla sönmüştü. Çünkü ateşin yanması için hiç bir gayret
sarfedilmiyordu. Rab “BANA” dönün derken aynı zamanda bu ateşi
alevlendiriyordu. Bu sözle aynı zamanda onlara yol gösteriyordu. Tanrının
sevgisi onların önündeydi.
Aslında Efes kilisesinin tek
amacı vardı, Rab için çalışmak. Fakat bu durumda Rab onlara “başlangıcı
düşünün” yani bu çalışma O’nu tatmin etmiyordu. Neden? Yapılanlardan çok sevgi
ile yapılma çok önemliydi.
İnsanlar bina yaparken Tuğla, çimento
vb. malzemeler kullanıyor. Rab bina yaparken ne kullanıyor? İnsanları. Biz bir
binaya baktığımızda yalnızca bir yüzünü görüyoruz ve genelde güzel yönler
insanların görebileceği şekilde konur. İnsanlarda böyledir. İnsanlar her zaman
güzel yönlerini göstermeye gayret ederler. Ama her insanın bir arka yüzü de
vardır. Rab bu durumu biliyor. Aslında bizde biliyoruz, ama yine de yaptığımız
işlerle kendimizi göstermeye çalışıyoruz.
Rab kiliseyi kurarken insanları
tek tek insanları çıkarıyor. Ayırım yapmadan insanları kullanıyor. Bu dünyada
hor görülen bir insan bile bu insanların arasında aynı ayrıcalıklara sahiptir.
Aynı binada bütün insanları kullanıyor. Bu çalışma esnasında Rab hiç
dinlenmiyor ve her zaman çalışıyor. İnsanları ve çevresindekileri görüyor ve
onları tek tek arıyor. Ne kadar fazla kişi ona geliyorsa Rab o kadar
izzetlendiriliyor. Gün geçtikçe bu izzetlendirme işi büyüyor. Tanrı böylece bu
insanlarla kilisesini kuruyor ve kurduğu kilisesinin peşinde gidiyor. Çünkü
kurduğu bu kiliseye bir bedel ödedi. Onun için kilise bina değil her bir
candır. Yani her bir cana ödenen fidyedir.
Düşünün bir inşaat ustası bir
bina yapmak için taşlara şekil veriyor ve o taşların kopyasını çoğaltarak
binayı yapıyor. Rabbin işçiliği bu ustadan biraz farklı. Çünkü Rab kilisesini
inşa ederken kopyalama işine başvurmuyor. O her zaman orjinal kullanmayı tercih
ediyor.
Rab kurtardığı her can ile bu
dünya yolculuğunda onlara eşlik etmek istiyor. Yani geçici bir dünyada
yaşıyoruz. Her birimiz bir hayat yolundayız. Bu yolda size kim eşlik ediyor.
Rab insanlara diyor “bu yolda size eşlik etmek istiyorum. Benim ardımca gelin”
Onun çağrısına uyan kişi Rab ile bu yolda giderken aynı zamanda büyük bir
değişime uğruyor. Bu değişim karakter v davranış değişikliğidir. Onun ardınca
gidenlere Rab “siz bu dünyadan değilsiniz” diyor. Biz bu dünyada yaşiyoruz
nasıl oluyor da bu dünyadan değiliz? Evet biz bu dünyadan değiliz. Çünkü bu
dünyanın gidişatına uyanlar değiliz artık. Bu dünyadan olmadığımızı
hayatımızdaki değişikliklerden fark edilmiyor mu? Rab bu dünyada size eşlik
ederek sizin bu dünyadan geçmenizde yardımcı olmak istiyor.
Rab kendini izzetlendirmek için
toplantıları kullanıyor. Rab kiliseye bakıyor ne lazım diye, ve kendisi
koyuyor. Biz bazen çok farklı şeyler istiyoruz. Ama Rab istiyor mu? Bunu
sormanızı istiyorum kendinize.
Eğer u soruyu sorarak Rabbin
planını düşünemezsek toplulukta rahat edemeyiz. Her şeyin çok ters gittiğini ve
yapılan işlerin size çok zor gelecek. Sonuçta elemler kaçınılmaz olacak.
Kilisede liderlik güzel bir
pozisyondur. Ama bu pozisyonda olan kişi çok elem çekiyor. Bu kişinin elemi
ailede başlıyor. Bu elemi kimse görmüyor. Bir gün bir üye düşüyor, bazı kişiler
ne oldu diye düşünüyor. Ama pek birşey yapmıyor, o biri düştü diye düşünüyor.
Diğerleri işlerine devam ediyor ve zaman geçtikçe olaylar büyüyor ve kalanlarla
ilişkiler zorlanıyor ve azalıyor huzursuzluk başlıyor.
Oysa Rab kilisesini kurarken her
şeyi düşündü. Bu tür olaylarla imanlıları güçlendirmek için izin veriyor.
Kilisesini kurarken aynı zamanda kilisenin etrafında bir çerçeve şeklinde bir
bölgenin olduğunu unutmayın. Gerçek kurtulmuş biri asla ve asla bu çerçevenin
dışına çıkamaz. Rab buna izin vermez.
Bu unutuluyor ve düşen insan
bırakılıyor ve onun bıraktığı işler başkası tarafından yüklenip yönetim devam
ediyor. Herkes daha fazla yük üzerine almaya başlıyor. Aslında Rab bu yükü
vermiyor. Rab herkesin eşit şekilde bu görevlerin paylaşılmasını istiyor. Bu
yüzden Rab bizi birleştirdi. Rabbin bieleştirdiğini kimse ayırmasın ayırmak
isteyenlerede elinizi çekin diyor. Rab kişiler için bir bedel ödedi. Bu
sistemin bozulmasını istemiyor. İnsan bir savaş makinesi değil. Bazen bu yolda
uyuyoruz. Rab bekliyor ve uygun zamanda bize ikaz için vuruyor. O zaman
uyanıyoruz.
Rab bizi bu dünyadan satın aldı,
işlerimiz değil. Rab yapacağımız işleri biliyor. Ama Onun için yapılacak
işlerden çok insanın tövbesiyle ilgileniyor. Rab tövbe edenlerle kurduğu
kilisesini yine tövbe etmeleriyle güçlendiriyor. Rab kilisedekilere tavrınızı
değiştirin. Ama önce düşünün sonra değiştirin. Ran hatamızı kendimiz bulmamızı
istiyor. İlk sevgiye dönebilmemiz için bir hata olduğu kesin. Hata nereden
kaynaklandı düşün. Yaksa ilk sevgiye dönemezsin.
Düşün Tanrı senin hayatına
girmeseydi ne olacaktı? Yüreğinde ilk sırayı kime veriyorsun? Yüreğini kime
veriyorsan hayatının yönetimini ona teslim ediyordun demek. Rab güzeli yapmak
için bazen bazı şeylere izin veriyor ama seçtiklerini asla bırakmaz.
Seni çağırdım sen kaçtın..
Ama ben her zaman seni çağırdım.
İşte biz böyle bir Tanrı’ya
aitiz. Senin hayatın nasıl? İlk sevgiyi düşün. Belki bir kardeşe teşfik sözüyle
yardım edersin. Biz Golgata’da ne
olduğunu düşünelim ve insanları kardeşleri teşfik edelim. Tanrı bizi dağıtmak
değil, birleştirmek ve ilk beraberliğe dönmemizi istiyor. Bu bir alışkanlık
değil. Rab Efes kilisesinden istedi ve bu mektubu onlara yazdırdı. Onlar bu
mektuptan Tanrı’nın isteğini anladı. Bizim de anlamamız gerekmez mi?
Sen düşün Rab’be geldiğin o ilk
gü.ü. Bizi değerli kıldığını anladığımız o ilk günü
Hüseyin Tüfekçi
|