|
Rabbin Topluluğuna Katılmak
! (Kiliseye
Gitmek)
Sürekli
topluluğa katılan Ahmet arkadaşının gelmediğini görünce merak edercesine
telefona sarılır, hal hatır sorduktan sonra, “ Ali kardeş, bu hafta seni toplantıda
göremedim. Bir problem mi var? Diyerek endişesini dile getirir.
Ali, “Yok canım, problem filan
yok... İşim vardı, gelemedim. Üstelik sen, ‘Rab her an bizimle beraber, dua
etmek için ibadethaneye gitmemiz gerekmez’ dememiş miydin? Şimdi niçin
şeriatçılık yapıp da ‘ille de katılacaksın’ diyorsun? ” Diye karşılık verir.
Akli düşüncelerinde haklı mıdır? Her
yerde dua etmek mümkünse, imanlılar topluluğuna katılmamız neden gereklidir?
İbraniler 10:
24-25
Birbirimizi sevgi ve iyi işler için nasıl gayrete getirebileceğimizi düşünelim.
Bazılarının alıştığı gibi, bir araya gelmekten vazgeçmeyelim; o günün
yaklaştığını gördükçe birbirimizi daha çok yüreklendirelim.
Kiliseye gitmek
bir alışkanlık mı? Yoksa bir alış veriş mi? Aslına bakılırsa her ikisi de ama
alışkanlık kelimesi bana biraz zayıf geliyor. Çünkü insan bir yere giderken her
zaman bir amacını gerçekleştirmek ister. Alışkanlık güzel, fakat bazıların
yaptığı gibi işi olsun diye gitmeyi alışkanlık yapmamamız konusunda dikkat
etmemiz gerekir.
Kilise Nedir?
Katıldığımda ne yapacağım?
Sokaktaki
insanlara kilisenin nerede olduğunu soracak olursak, büyük bir çoğunluğu
üzerinde haç işareti olan kocaman binayı gösterecektir. Ve buranın
Hıristiyanların ibadet yeri olarak tanımlayacaktır. Acaba bu yerler gerçekten
Hıristiyan ibadet evleri midir?
Kutsal Kitap tanımlamasında
kilise, bir bina değil. Bir araya çağrılmış bir topluluk anlamındadır. Eski
ahit zamanında bir kilise “sır” olarak tarif edilmiş. Oysa Yeni Ahit zamanında
Mesih’in gelişiyle birlikte bu Mesih’e iman eden herkesin bir beden olarak
toplandıkları yer olarak tarif edilmiştir.
O zaman kilise
bir bina değil, kilise biziz! Yani kiliseyi bizler oluşturuyoruz. Bu oluşum
Tanrı ve kardeşlerle olan ilişkilerimizi göstermektedir. Kardeşlerin bir arada
bulunması Rab’le olan ilişkilerinin göstergesidir.
Beden ve Baş benzetmesi
Kilise aynı
zamanda Tanrı ile nasıl bir ilişki içinde olduğumuzun ispatıdır. Her zaman
deriz Kilisemizin başı Rab diye. O halde kiliseye gelmemek demek ‘ben baş
olmadan da bazı işleri yapabilirim’ demektir. Unutmamak gerekir ki bir beden
başın kontrolü altında kaldığı müddetçe düzenli bir şekilde işler.
1. Korintliler
12:13 “Hepimiz
bir beden olmak üzere aynı Ruh’ta vaftiz
olduk ve hepimizin aynı Ruh’tan içmesi sağlandı”
Ruh ile vaftiz
olduğumuz için her imanlı, bedenin Başı olan
Mesih’ten gelen ortak bir hayata sahiptir. Bu gerçek imanla mümkündür.
Bu yaşayışta her üye ortak hareket etmenin önemini kavradıkça birlik içinde
yaşayabileceğiz.
Bir kilisede en
önemli soru: “Kilisenin başı kim?” Kiliseyi ayakta tutan, yürümesini sağlayan,
yani ayakta durmasını sağlayan kim? Mesih’ten başka verilecek cevaplar olursa o
kilise yaşantısını tekrar gözden geçirmesi gerekir. Yani henüz çarmıh yolunu
bilmiyor demektir.
Gelin ve Damat benzetmes
2. Korintliler
11:1-2 ayetlerine göre biz imanlılar iman ederek Mesih’in nişanlıları durumuna
geçiyoruz. Damat adayı mesih gelin adayı biziz. Biz cennete gidene kadar bu
dünyada nişanlılar olarak kalacağız. Düğünümüz cennette olacak.
Buraya kadar
İnanlılar topluluğun Mesih’in bedeni, Rabbin tapınağı, Mesih’in gelini olduğunu
gördük. Bu üç benzetmede Rabbimizin öncelikte olduğunu gördük. Başsız beden
yaşayamayacağına göre, Köşe taşı olmadan da diğer taşların binayı tutamaz ve
damat yoksa gelin evlenebilir mi? Biz hep birlikte ancak başımız olan Mesih’e
hizmet edebiliriz.
Rabbin Topluluğunda neler yapıyoruz?
Genelde Mesih
inanlıları törenlere pek önem vermezler. Yani gelenek gereği bir törene
katılmazlar. Yaptıkları törenlerin Rabbi hoşnut etmek için gayret ederler. Yani
Rabbin buyurmadığı törenlerden kaçınırlar. O halde Bir Mesih inanlısı
toplulukta bir tören yapamaz mı? Rabbimiz Mesih İsa tüm inanlılar için iki
daimi tören yapılmasını buyurdu. Bu iki tören Vaftiz ve Rabbin sofrasıdır. Bu iki
tören yerel inanlı toplulukların çerçevesi içersinde yerine getirilmektedir. Bu
törenlerin anlam ve önemini gözden geçirelim.
Vaftiz
Matta 28:18-20 “Gökte ve yeryüzünde bütün
yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencim olarak
yetiştirin. Onları Baba Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin”
Bu ayete göre
her mesih inanlısı belli bir öğretiş gördükten sonra vaftiz olmalıdır. İmanlı
Mesih’e itaat etmek için vaftiz olur. Vaftiz olmakla bir kimse iman edip
Mesih’le birlikte yeni bir hayata kavuşmuş olduğuna tanıklık eder. Ayrıca,
imanlılının bu törene katılması evrensel imanlılar topluluğuna üye olmuş olduğunu belirtir.
Rabbin Sofrası
1. Korintliler 11: 28-34 ayetlerine göre Topluluk biraraya geldiğinde tutumunu
gözden geçirmesi için, yani Mesih yolunda ilerlerken tutumumuzu kontrol etmemiz
için bir sınav zamanı olarak da görebiliriz. Bu sofra ayrım gözetilmeden her
mesih inanlısına açık bir sofradır. Bu aynı zamanda imanlılar için son derece
anlamlı bir törendir. Rabbin sofrasına katıldığımız zaman sıradan bir yemek
yemiyoruz. Mesih’in bedenini simgeleyen ekmeği yediğimizde ve Mesih’in akıtılan
kanını simgeleyen kaseden içtiğimizde, Mesih,in tekrar gelişine dek Rabbin
günahlarımızı bağışlatan kurban olarak ölmesini anıp ilan ediyoruz.
Tek bir defa vaftiz oluşumuz ve defalarca
katıldığımız Rabbin sofrası, normal olarak yerel imanlılar topluluğunun
çerçevesi içersinde geçtiği için bizi sadece Rabbimize değil, topluluktaki
kardeşlerimize daha bağlı olmamızı sağlayabilir.
İmanlılar Topluluğundan
neler bekleyebiliriz?
Yorucu bir
haftanın ardından katılacağımız topluluktaki tutumumuz çok önelidir. Yardım ve
teşfik almak için toplantıya gelmek normaldir. Rabbimiz zaten üzerimize
iyiliklerini yağdırmak ister. Ama Rabbin topluluğuna katıldığımız zaman ,
öncelikle vermek niyetiyle gitmeliyiz.
Yuhanna 4:21-24 ayetlerine göre Öncelikte
kimin huzurunda olduğumuzu bilmemiz gerekir. Tanrı bize Ruhta ve gerçekte
tapınmamızı bekliyor. Yani bizim açık yürekli bir şekilde önünde durmamızı
bekliyor.
Bu şekilde topluluğa katılanları Rab
önder, öğretmen ve diğer kardeşler aracılığıyla teşfik ediyor.
Her üye topluluğa katılmadan önce dua
etmeyi alışkanlık haline getirmelidir.
İbraniler
10:24-25 ayetlerinde belirtildiği gibi “ Ya rab, imanlı kardeşlerimi sevgi ve iyi işler için
gayrete getirmek için, kardeşlerimi Rabbin yolunda yüreklendirmek için ne
yapmamı istiyorsun?”
Kısaca
Her inanlı toplulukta birbirini teşfik etmek için sorumludur. Birbirimizi
yüreklendirmemiz gerekir. Sen bir kardeşini yüreklendirmek istersen bol bol
Kutsal Kitap oku Rabden lezzet al aldığın lezzeti başka kardeşlerine sun. Bir
araya geldiğiniz zaman dahima verecek bir teşfik sözün olmasına özen göster.
Yoksa sende teşfik edilemeyeceksin. Ver ki sana verilsin!
Hüseyin Tüfekçi
|